Andriy Shevchenko

Andriy Shevchenko, futbol tarihinin en lethal (öldürücü) ve zarif golcülerinden biri olarak tanınır. Kariyerine Dynamo Kyiv’de parlayarak başlayan Ukraynalı efsane, özellikle AC Milan’da gösterdiği muazzam performansla adını futbol pasaportuna altın harflerle yazdırmış, ardından Chelsea forması da giymiştir. Kariyeri boyunca çıktığı 650’den fazla resmi maçta 320’den fazla gol atan Shevchenko, hem hızı hem de iki ayağını da ustalıkla kullanabilmesiyle öne çıkmıştır. Bireysel zirvesini 2004 yılında kazandığı Ballon d’Or (Altın Top) ödülüyle taçlandıran golcü, kulüp kariyerinde Milan ile birer kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Süper Kupası’nın yanı sıra Serie A ve Ukrayna Ligi şampiyonlukları yaşamıştır.

Johan Cruyff

Johan Cruyff, futbol tarihinin taktiksel anlayışını ve oyun felsefesini kökten değiştiren “Total Futbol” akımının sahadaki lideri ve beyni olarak bilinir. Kariyerinin en parlak dönemlerini Ajax ve Barcelona’da geçiren Hollandalı efsane, Feyenoord formasıyla da sahalarda yer almıştır. Zarafeti, saha görüşü ve ikonik “Cruyff Dönüşü” çalımlarıyla öne çıkan oyuncu, kariyeri boyunca 700’ün üzerinde maça çıkıp 400’ün üzerinde gol ve asist üretmiştir. Bireysel anlamda futbol dünyasının en prestijli ödülü olan Ballon d’Or’u üç kez (1971, 1973 ve 1974) kazanma başarısı göstermiştir. Kulüp kariyerinde Ajax ile üst üste üç kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası’nı havaya kaldıran Cruyff, hem Ajax hem de Barcelona ile lig şampiyonlukları yaşamış, ayrıca 1974 yılında Hollanda Milli Takımı ile Dünya Kupası ikinciliği elde etmiştir.

Diego Maradona

Diego Maradona, futbol tarihinin en büyük dâhilerinden biri olarak kabul edilir; eşsiz top kontrolü, akıl almaz çalımları ve sahada yarattığı büyüleyici anlarla tanınır. Kariyerine Arjantin’de Argentinos Juniors ve Boca Juniors’ta başlayan efsanevi oyuncu, Avrupa’da FC Barcelona ve kariyerinin zirvesine ulaştığı Napoli formaları giymiş, son olarak Sevilla ve Newell’s Old Boys’da oynamıştır. Kariyeri boyunca 690’dan fazla resmi maçta 340’tan fazla gol atan Maradona, özellikle 1986 yılında Arjantin Milli Takımı’nı neredeyse tek başına sırtlayarak kazandığı FIFA Dünya Kupası ve bu turnuvadaki “Yüzyılın Golü” ile futbol mitolojisine adını yazdırmıştır. Kulüp düzeyinde ise ezber bozan bir başarıya imza atarak Napoli’yi tarihindeki ilk İtalya Serie A şampiyonluklarına taşımış, aynı takımla birer kez UEFA Kupası ve İtalya Kupası zaferleri yaşamıştır.

Ronaldo Nazário

Ronaldo Nazário, futbol tarihinin en patlayıcı, hırslı ve durdurulamaz santrforlarından biri olarak kabul edilir; olağanüstü hızı, öldürücü çalımları ve mükemmel bitiriciliği nedeniyle “Fenomeno” (Fenomen) lakabıyla anılır. Kariyerinde Cruzeiro, PSV Eindhoven, FC Barcelona, Inter, Real Madrid ve AC Milan gibi dev kulüplerin formalarını giyen Brezilyalı efsane, futbolu Corinthians’ta bırakmıştır. Kariyeri boyunca yaşadığı ağır diz sakatlıklarına rağmen çıktığı 600’den fazla resmi maçta 400’ün üzerinde gol atmıştır.

Bireysel anlamda dünyanın en iyisi olduğunu iki kez kazandığı Ballon d’Or (1997, 2002) ve üç kez kazandığı FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu ödülleriyle kanıtlamıştır. Milli takım düzeyinde Brezilya ile iki kez FIFA Dünya Kupası (1994, 2002) ve iki kez Copa América zaferi yaşamıştır; özellikle 2002 Dünya Kupası’nda gol kralı olarak kupayı ülkesine kazandırması kariyerinin en ikonik anıdır. Kulüp kariyerinde ise Barcelona ile UEFA Kupa Galipleri Kupası, Inter ile UEFA Kupası ve Real Madrid ile La Liga şampiyonlukları elde etmiştir.

Franco Baresi

Franco Baresi, futbol tarihinin en büyük savunmacılarından biri ve kusursuz bir “Libero” (serbest adam) olarak kabul edilir. Üstün oyun okuma yeteneği, zamanlama harikası müdahaleleri ve liderlik vasıflarıyla tanınan İtalyan efsane, 20 yıllık profesyonel kariyerinin tamamını AC Milan forması altında geçirerek kulübünün unutulmaz kaptanı olmuştur. Kariyeri boyunca Kulüp düzeyinde 700’ün üzerinde resmi maça çıkan Baresi, AC Milan’ın efsanevi savunma hattının liderliğini üstlenmiştir.Milli takım düzeyinde İtalya ile 1982 FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış, 1994 Dünya Kupası’nda ise kaptan olarak takımını finale kadar taşımıştır. Kulüp kariyerinde ise AC Milan ile muazzam başarılara imza atarak 3 kez UEFA Şampiyonlar Ligi (Şampiyon Kulüpler Kupası), 6 kez İtalya Serie A şampiyonluğu ve 2 kez Kıtalararası Kupa zaferi elde etmiştir. Gösterdiği efsanevi sadakat ve başarılar nedeniyle AC Milan, giydiği 6 numaralı formayı emekliye ayırarak tarihe emanet etmiştir.

Vincent Kompany

Vincent Kompany, modern futbolun en zeki, lider ruhlu ve karakterli stoperlerinden biri olarak kabul edilir; güçlü fiziksel yapısı, hava hakimiyeti ve geriden oyun kurma becerisiyle tanınır. Kariyerine Anderlecht’te başlayıp ardından Hamburg forması giyen Belçikalı efsane, asıl büyük çıkışını ve unutulmaz mirasını Manchester City’de, kulübün altın çağının kaptanı olarak bırakmıştır. Kariyeri boyunca yaşadığı sık sakatlıklara rağmen 500’ün üzerinde resmi maça çıkan Kompany, özellikle Manchester City’nin Premier League’de hegemonya kurmasında sahadaki en büyük lider güvence olmuştur.Kulüp kariyerinde Manchester City ile 4 kez Premier League şampiyonluğu, 2 kez FA Cup ve 4 kez Lig Kupası zaferi yaşarken, takımının tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan 2019 yılındaki efsanevi Leicester City golüyle kulüp mitolojisine adını yazdırmıştır. Milli takım düzeyinde Belçika “Altın Jenerasyonu”nun kaptanlığını üstlenmiş, 2018 FIFA Dünya Kupası’nda ülkesiyle dünya üçüncülüğü elde etmiştir. Futbol kariyerini sonlandırdıktan sonra teknik direktörlük kariyerine hızlı bir adım atarak üst düzey kulüplerin başına geçen bir futbol insanıdır.

Franz Beckenbauer

Franz Beckenbauer, futbol tarihinin en büyük savunmacısı ve oyunu geriden yönlendiren “Libero” rolünün yaratıcısı kabul edilir; zarif stili ve liderliği nedeniyle “Der Kaiser” (İmparator) lakabıyla anılır. Bayern Münih ve Almanya Milli Takımı’nın efsanesi olan oyuncu, ABD’de New York Cosmos ve kısa süreliğine Hamburg forması da giymiştir. Bireysel olarak savunma oyuncusu olmasına rağmen 2 kez Ballon d’Or kazanan ender isimlerdendir. Kariyerinde Almanya ile hem 1974 FIFA Dünya Kupası hem de 1972 Avrupa Şampiyonluğu yaşamıştır. Bayern Münih ile üst üste 3 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası ve 4 kez Bundesliga şampiyonluğu elde etmiştir. Dünya Kupası’nı hem futbolcu hem de teknik direktör olarak kazanan üç efsaneden biridir.

Alessandro Nesta

Alessandro Nesta, futbol tarihinin en zarif, estetik ve kusursuz zamanlamaya sahip stoperlerinden biri olarak kabul edilir. Kariyerine altyapısından yetişip kaptanlığına kadar yükseldiği Lazio’da başlayan İtalyan efsane, kariyerinin zirvesini AC Milan’da yaşamış, ardından Montreal Impact ve Chennaiyin formaları giymiştir. Bireysel olarak 4 kez Serie A’da Yılın Defans Oyuncusu seçilmiştir. Milli takım düzeyinde İtalya ile 2006 FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamıştır. Kulüp kariyerinde ise AC Milan ve Lazio ile toplamda 2 kez UEFA Şampiyonlar Ligi, 3 kez Serie A şampiyonluğu ve 3 kez İtalya Kupası zaferi elde etmiştir.

Kaká

Kaká, muazzam hızı, dikine top sürme yeteneği ve zarif oyun tarzıyla 2000’li yıllara damga vurmuş en ikonik ofansif orta sahalardan biridir. Kariyerinde Sao Paulo, AC Milan, Real Madrid ve Orlando City formaları giyen Brezilyalı efsane, en parlak dönemini AC Milan’da yaşamıştır. 2007 yılında sergilediği olağanüstü performansla Ballon d’Or ve FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu ödüllerini kazanarak Messi-Ronaldo hegemonyası öncesinin son “dünyanın en iyisi” olmuştur. Milli takımla 2002 FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu tadan Kaká, AC Milan ve Real Madrid ile UEFA Şampiyonlar Ligi, Serie A ve La Liga şampiyonlukları elde etmiştir.

Ferenc Puskás

Ferenc Puskás, futbol tarihinin en ölümcül sol ayağına ve muazzam bir gol ortalamasına sahip efsanevi santrforudur. Kariyerine Macaristan’ın Budapest Honvéd takımında başlayan, ardından efsaneleştiği Real Madrid forması giyen “Dörtnal Kuşanan Binici”, çıktığı 600’den fazla resmi maçta 600’ün üzerinde gol atarak maç başına 1 gol ortalaması yakalamıştır. Macaristan’ın unutulmaz “Altın Takım”ının lideri olarak 1952 Helsinki Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmış ve 1954 Dünya Kupası’nda finalist olmuştur. Kulüp düzeyinde Real Madrid ile 3 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası ve 5 kez La Liga şampiyonluğu yaşamıştır. FIFA, onun anısına her yıl yılın en güzel golüne “Puskás Ödülü” vermektedir.

Garrincha

Garrincha, doğuştan gelen fiziksel engelini (bir bacağının diğerinden 6 cm kısa ve eğri olması) futbol tarihinin en büyük çalım yeteneğine dönüştürmüş efsanevi bir sağ kanat oyuncusudur. Kariyerinin büyük bölümünü Botafogo ve Brezilya Milli Takımı’nda geçiren, ardından Corinthians ve Flamengo formaları da giyen oyuncu, öngörülemez top sürme tarzı ve “Radyo Sevinci” olarak anılan kıvrak çalımlarıyla tanınır. Pelé’nin sakatlandığı 1962 FIFA Dünya Kupası’nda Brezilya’yı tek başına şırtlayarak kupaya taşımış; 1958 ve 1962 olmak üzere 2 kez Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamıştır. Brezilya Milli Takımı, Pelé ve Garrincha’nın birlikte sahada olduğu hiçbir maçı kaybetmemiştir.

Roberto Rivellino

Roberto Rivellino, futbol tarihinin en sert ve isabetli sol şutlarına, müthiş saha görüşüne ve kıvrak ayak hareketlerine sahip efsanevi bir on numaradır. Futbol dünyasında “El Elástico” (flip-flap) çalımını popülerleştiren isim olarak tanınan Brezilyalı oyuncu, kulüp kariyerini ağırlıklı olarak Corinthians, Fluminense ve Al-Hilal formalarıyla geçirmiştir. Brezilya Milli Takımı ile 1970 FIFA Dünya Kupası’nı kazanan o efsanevi kadronun kilit isimlerinden biri olmuş, sol kanattaki etkileyici oyunuyla kupanın simge isimleri arasına girmiştir. Bireysel anlamda 1977 yılında Güney Amerika’da Yılın Futbolcusu seçilen Rivellino, aynı zamanda Diego Maradona’nın çocukluğundaki en büyük futbol idolü olarak bilinir.

Carlos Alberto Torres

Carlos Alberto Torres, futbol tarihinin en büyük sağ beklerinden biri ve liderlik vasıflarıyla tanınan efsanevi bir kaptandır. Kariyerinin büyük bölümünü Fluminense, Santos ve New York Cosmos formalarıyla geçiren Brezilyalı oyuncu, hücuma katılan modern bek anlayışının öncülerinden biri olmuştur. Kaptanlığını yaptığı Brezilya Milli Takımı ile 1970 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış ve İtalya’ya karşı oynanan final maçında attığı muazzam gol, Dünya Kupası tarihinin en ikonik takım golü olarak kayıtlara geçmiştir. Kulüp kariyerinde Santos ile 2 kez Brezilya Şampiyonluğu (Taça Brasil) ve New York Cosmos ile 3 kez NASL şampiyonluğu yaşamış, 20. Yüzyıl Dünya Medyası Karma Takımı’na seçilerek futbol efsaneleri arasındaki yerini almıştır.

Didi (Waldemar Pereira)

Didi (Waldemar Pereira), futbol tarihinin ilk ve en büyük “orta saha orkestra şefleri”nden biri kabul edilir; oyun kurma yeteneği, pas görüşü ve topa kazandırdığı sıra dışı kavis ile tanınır. “Folha Seca” (Kuru Yaprak) olarak bilinen, barajın üstünden geçip aniden düşen serbest vuruş tekniğinin mucididir. Kariyerinde ağırlıklı olarak Fluminense, Botafogo, Real Madrid ve Sporting Cristal formaları giymiştir. Brezilya Milli Takımı ile 1958 ve 1962 yıllarında üst üste 2 kez FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış, 1958 Dünya Kupası’nda turnuvanın en iyi oyuncusu (Altın Top) seçilmiştir. Kulüp kariyerinde ise Botafogo ile eyalet şampiyonlukları yaşamış ve Real Madrid kadrosunda yer alarak Şampiyon Kulüpler Kupası zaferine tanıklık etmiştir

Zito (José Ely de Miranda)

Zito (José Ely de Miranda), futbol tarihinin en büyük defansif orta sahalarından biri, sahaya liderlik eden karizması ve taktiksel disipliniyle tanınan efsanevi bir kaptandır. Kariyerinin en parlak yıllarını Pelé ile birlikte Santos’ta ve Brezilya Milli Takımı’nda geçirmiştir. Brezilya Milli Takımı ile 1958 ve 1962 yıllarında üst üste 2 kez FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış, 1962 finalinde Şili’ye attığı kritik golle kupanın kazanılmasında doğrudan rol oynamıştır. Santos kulübünün “Os Santásticos” olarak bilinen efsanevi kadrosunda kaptanlık yapan Zito, kulübüyle 2 kez Copa Libertadores, 2 kez Kıtalararası Kupa ve 5 kez Brezilya Şampiyonluğu kazanmıştır. Futbolu bıraktıktan sonra Santos yöneticiliği yaparken Neymar ve Robinho gibi genç yetenekleri keşfederek futbol dünyasına kazandırmıştır.

Eusébio

Eusébio, futbol tarihinin en süratli, güçlü ve ölümcül bitiriciliğe sahip golcülerinden biri olarak tanınır; yıkıcı şutları ve “Kara Panter” lakabıyla futbol mitolojisinde efsaneleşmiştir. Kariyerinin büyük bölümünü Benfica formasıyla geçiren Portekizli efsane, Mozambik kökenli olup Benfica ile Avrupa’da adeta fırtına estirmiştir. Bireysel zirvesini 1965 yılında kazandığı Ballon d’Or ödülüyle taçlandırmıştır. Portekiz Milli Takımı ile 1966 FIFA Dünya Kupası’nda attığı 9 golle gol kralı olmuş ve ülkesini dünya üçüncülüğüne taşımıştır. Kulüp kariyerinde Benfica ile 1 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası kazanmış, 11 kez Portekiz Ligi şampiyonluğu ve 5 kez Portekiz Kupası zaferi elde etmiştir.

Sir Bobby Charlton

Sir Bobby Charlton, futbol tarihinin en zarif, centilmen ve uzaktan çektiği sert şutlarıyla korku salan efsanevi orta saha oyuncularından biridir. Kariyerinin nerdeyse tamamını Manchester United’da geçiren İngiliz efsane, kulübün ve İngiltere futbolunun simgesi haline gelmiştir. 1958 yılındaki Münih uçak kazasından sağ kurtulup Manchester United’ı küllerinden yeniden doğuran kaptan olmuştur.

Bireysel anlamda 1966 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanan Charlton, aynı yıl İngiltere Milli Takımı ile tarihi bir başarıya imza atarak FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamıştır. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 3 kez İngiltere Ligi şampiyonluğu ve kulüp tarihinin ilk kez kazandığı 1968 yılı UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi) zaferini elde etmiştir. Kariyeri boyunca gördüğü hiç kırmızı kart olmaması, onun sahadaki benzersiz centilmenliğinin en büyük kanıtıdır.

Lev Yaşin

Lev Yaşin, futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük kalecisi kabul edilir; tümüyle siyah giysisi, olağanüstü refleksleri ve penaltı kurtarma uzmanlığı nedeniyle “Kara Örümcek” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin tamamını (yaklaşık 20 yıl) Sovyetler Birliği’nin Dinamo Moskova kulübünde geçiren efsanevi file bekçisi, kariyeri boyunca 150’den fazla penaltı kurtarmış ve 270’ten fazla maçta kalesini gole kapatmıştır.Bireysel anlamda futbol tarihinin Ballon d’Or kazanan tek kalecisi olma unvanını (1963) elinde bulundurmaktadır. Sovyetler Birliği Milli Takımı ile 1956 Melbourne Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmış, 1960 Avrupa Uluslar Kupası’nda şampiyonluk yaşamıştır. Kulüp kariyerinde ise Dinamo Moskova ile 5 kez Sovyetler Birliği Ligi şampiyonluğu elde etmiştir. FIFA, onun anısına her yıl Dünya Kupası’nın en iyi kalecisine “Yaşin Ödülü” vermektedir.

Gerd Müller

Gerd Müller, futbol tarihinin en ölümcül ceza sahası golcüsü ve “Der Bomber” lakaplı efsanevi santrforudur; topa sahip olmadan yaptığı ani hareketler, dar alandaki kıvraklığı ve akıl almaz bitiriciliğiyle tanınır. Kariyerinin neredeyse tamamını Bayern Münih formasıyla geçiren Alman efsane, kulüp ve milli takım düzeyinde kırdığı gol rekorlarıyla unutulmazlar arasına girmiştir.Bireysel anlamda 1970 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanan Müller, attığı gollerle Avrupa’da yılın golcüsüne verilen Altın Ayakkabı ödülünü iki kez elde etmiştir. Batı Almanya Milli Takımı ile 1974 FIFA Dünya Kupası’nı ve 1972 Avrupa Şampiyonluğu’nu kazanmış; özellikle Hollanda ile oynanan 1974 Dünya Kupası finalinde attığı galibiyet golüyle ülkesine kupayı getirmiştir. Kulüp kariyerinde Bayern Münih ile üst üste 3 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası, 4 kez Bundesliga ve 4 kez Almanya Kupası zaferi yaşamıştır.

Michel Platini

Michel Platini, futbol tarihinin en zeki, estetik ve oyunun kaderini tek başına değiştirebilen efsanevi on numaralarından biri olarak kabul edilir; üstün pas yeteneği, kusursuz frikikleri ve ceza sahasına sızma uzmanlığıyla tanınır. Kariyerine Nancy’de başlayıp Saint-Étienne’de zirve yaptıktan sonra Juventus’ta efsaneleşen Fransız futbol efsanesi, orta saha pozisyonunda oynamasına rağmen gol krallıklarıyla adından söz ettirmiştir.Bireysel anlamda sergilediği muazzam performansla üst üste 3 kez (1983, 1984, 1985) Ballon d’Or ödülünü kazanan tarihteki ilk futbolcu olmuştur. Fransa Milli Takımı ile kaptan olarak 1984 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 1984) yaşamış ve turnuvada attığı 9 golle unutulmaz bir rekora imza atmıştır. Kulüp kariyerinde Juventus ile 1 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası, 2 kez Serie A şampiyonluğu ve Kıtalararası Kupa zaferi elde etmiştir.

Zico (Arthur Antunes Coimbra)

Zico (Arthur Antunes Coimbra), futbol tarihinin en büyük oyun kurucularından biri ve “Beyaz Pelé” lakaplı efsanevi on numarasıdır; muazzam saha görüşü, üstün teknik kapasitesi ve frikiklerdeki kusursuz ustalığıyla tanınır. Kariyerinin neredeyse tamamını Flamengo formasıyla geçiren Brezilyalı efsane, daha sonra Udinese ve Kashima Antlers’te de oynamıştır. Bireysel olarak üç kez Güney Amerika’da Yılın Futbolcusu seçilmiş, tarihin en skorer orta saha oyuncularından biri olmuştur. Milli takım düzeyinde Dünya Kupası kazanamamış olsa da, 1982 ve 1986 turnuvalarında Brezilya’nın unutulmaz estetik futbolunun beyni olmuştur. Kulüp kariyerinde Flamengo ile 1 kez Copa Libertadores, 1 kez Kıtalararası Kupa ve 4 kez Brezilya Şampiyonluğu zaferi elde etmiştir.

Marco van Basten

Marco van Basten, futbol tarihinin en zarif, estetik ve ölümcül bitiriciliğe sahip santrforlarından biri olarak kabul edilir; muazzam röveşata ve vole golleri, kusursuz top kontrolü ile “Utrechtli Kuğu” lakabıyla tanınır. Kariyerinde Ajax ve AC Milan formaları giyen Hollandalı efsane, özellikle AC Milan’daki efsanevi Hollandalı üçlüsünün lideri olarak unutulmaz başarılara imza atmıştır. Bireysel olarak sergilediği üstün performansla 3 kez (1988, 1989, 1992) Ballon d’Or ödülünü kazanarak futbol dünyasının zirvesine çıkmıştır. Hollanda Milli Takımı ile 1988 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 1988) yaşamış, turnuvanın finalinde Sovyetler Birliği’ne attığı efsanevi imkansız vole golü futbol tarihinin en ikonik anları arasına girmiştir. Kulüp kariyerinde Ajax ve AC Milan ile toplamda 3 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi), 3 kez Serie A ve 3 kez Eredivisie şampiyonluğu zaferi elde etmiştir.

Lothar Matthäus

Lothar Matthäus, futbol tarihinin en dayanıklı, çok yönlü ve kazanan karakterine sahip efsanevi orta saha ve libero oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam liderliği, uzaktan çıkardığı sert şutları ve kesintisiz hırsıyla tanınır. Kariyerinde Borussia Mönchengladbach, Bayern Münih, Inter ve New York MetroStars formaları giyen Alman efsane, hem kulüp hem de milli takım düzeyinde devasa bir kupa koleksiyonuna sahiptir. Bireysel olarak 1990 yılında FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu ve Ballon d’Or ödüllerini kazanmıştır. Batı Almanya ve Almanya Milli Takımı ile kaptan olarak 1990 FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış, ayrıca 1980 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu kazanarak 5 farklı Dünya Kupası’nda forma giyen ilk futbolculardan biri olmuştur. Kulüp kariyerinde Bayern Münih ve Inter ile 1 kez UEFA Kupası, 7 kez Bundesliga ve 1 kez Serie A şampiyonluğu zaferi elde etmiştir.

Zinedine Zidane

Zinedine Zidane, futbol tarihinin en zarif, vizyoner ve oyunun kaderini en büyük sahnelerde değiştirebilen efsanevi on numaralarından biri olarak kabul edilir; muazzam top kontrolü, rulet çalımları ve sahaya yaydığı doğuştan estetik anlayışıyla tanınır. Kariyerinde Cannes, Bordeaux, Juventus ve Real Madrid formaları giyen Fransız efsane, hem bireysel hem de takımsal başarılarıyla futbol tarihinin altın sayfalarına adını yazdırmıştır. Bireysel olarak 1998 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanmış ve 3 kez FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu seçilmiştir. Fransa Milli Takımı ile 1998 FIFA Dünya Kupası finalinde attığı iki kafa golüyle kupayı ülkesine kazandırmış, 2000 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nda (Euro 2000) ise turnuvanın en iyi oyuncusu seçilerek şampiyonluğun mimarı olmuştur. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile 2002 UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde attığı unutulmaz gelişine vole golüyle kupayı müzesine götürmüş, ayrıca Juventus ve Real Madrid ile Serie A ve La Liga şampiyonlukları yaşamıştır.

Paolo Maldini

Paolo Maldini, futbol tarihinin en kusursuz, asil ve zeki savunma oyuncusu kabul edilir; olağanüstü pozisyon bilgisi, kusursuz müdahaleleri ve liderlik vasıflarıyla “Il Capitano” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin tamamını (25 yıl) AC Milan formasında geçiren İtalyan efsane, kulüp sadakatinin ve profesyonelliğin en büyük sembollerinden biri olmuştur. Bireysel olarak savunma oyuncusu olmasına rağmen sergilediği eşsiz istikrarla 1994 ve 2003 yıllarında Ballon d’Or kürsüsünde üçüncü sırada yer almış, FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu oylamasında zirveyi zorlamıştır. İtalya Milli Takımı ile Dünya Kupası kazanamamış olsa da, 1994 Dünya Kupası’nda ve Euro 2000’de ikincilik yaşayarak milli formayla unutulmaz zaferlere öncülük etmiştir. Kulüp kariyerinde AC Milan ile 5 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 7 kez Serie A şampiyonluğu başta olmak üzere sayısız kupa kazanarak futbol tarihine damga vurmuştur.

Roberto Carlos

Roberto Carlos, futbol tarihinin en süratli, dinamik ve uzaktan attığı inanılmaz sert şutlarıyla tanınan efsanevi sol beklerinden biridir; baldır kaslarının büyüklüğü ve fiziksel gücüyle “Bomba Sol” lakabını hak etmiş, modern bek pozisyonunun hücum yönünü kökten değiştirmiştir. Kariyerinde Palmeiras, Inter Milan, Real Madrid, Fenerbahçe ve Corinthians gibi kulüplerde forma giymiş, özellikle Real Madrid’deki uzun ve kupalarla dolu dönemiyle efsaneleşmiştir. Bireysel olarak savunma oyuncusu olmasına rağmen UEFA Yılın Kulüp Defans Oyuncusu seçilmiş ve 2002 yılında Ballon d’Or oylamasında takım arkadaşı Ronaldo’nun ardından ikinci olarak tarihe geçmiştir. Brezilya Milli Takımı ile 2002 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış, özellikle 1997 yılında Fransa’ya karşı serbest vuruştan attığı akıl almaz kavisli gol futbol fizik kurallarına meydan okuyan anlar arasına girmiştir. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile 3 kez UEFA Şampiyonlar Ligi, 4 kez La Liga ve Fenerbahçe ile 2 kez Türkiye Süper Kupası zaferi elde etmiştir.

Ronaldinho (Ronaldo de Assis Moreira)

Ronaldinho (Ronaldo de Assis Moreira), futbol tarihinin en büyüleyici, neşeli ve sahada sanat icra eden efsanevi oyuncularından biri olarak kabul edilir; sihirli çalımları, arkasına bakmadan attığı paslar ve yüzünden eksik etmeyen gülümsemesiyle futbolu bir eğlenceye dönüştürmüştür. Kariyerinde Grêmio, Paris Saint-Germain, Barcelona, AC Milan ve Flamengo gibi önemli kulüplerin formalarını giymiş, özellikle Barcelona yıllarında adeta futbolun tanımını yeniden yazmıştır. Bireysel olarak sergilediği hayranlık uyandıran performansıyla 2005 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanmış ve iki kez FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu seçilmiştir. Brezilya Milli Takımı ile 2002 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış; turnuvada İngiltere’ye karşı orta sahadan attığı ezber bozan aşırtma golü hafızalara kazınmıştır. Kulüp kariyerinde Barcelona ile 1 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 2 kez La Liga şampiyonluğu, AC Milan ile ise Serie A şampiyonluğu zaferi elde etmiştir.

Thierry Henry

Thierry Henry, futbol tarihinin en zarif, süratli ve rakip savunmaların korkulu rüyası olan efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; sol kanattan içeri katederek yaptığı ikonik plase vuruşları, kusursuz top sürme becerisi ve aristokrat duruşuyla tanınır. Kariyerinde Monaco, Juventus, Arsenal, Barcelona ve New York Red Bulls formaları giyen Fransız efsane, özellikle Arsenal’deki uzun ve unutulmaz döneminde kulübün tüm zamanların en çok gol atan oyuncusu olarak adını tarihe yazdırmıştır. Bireysel olarak İngiltere’de üst üste kazandığı gol krallıkları ve yılın futbolcusu ödülleriyle Premier League tarihinin en büyük oyuncularından biri olmuş, Ballon d’Or oylamalarında zirveyi zorlamıştır. Fransa Milli Takımı ile 1998 FIFA Dünya Kupası’nı ve 2000 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 2000) kazanarak uluslararası sahnada da altın çağını yaşamıştır. Kulüp kariyerinde Arsenal ile yenilgisiz Premier League şampiyonluğu (“The Invincibles”) yaşamış, Barcelona formasıyla ise 2009 yılında unutulmaz bir “Altı Kupa” (Sextuple) kazanarak UEFA Şampiyonlar Ligi zaferine ulaşmıştır.

Gianluigi Buffon

Gianluigi Buffon, futbol tarihinin en uzun süre zirvede kalmış, en istikrarlı ve en saygın kalecilerinden biri olarak kabul edilir; olağanüstü refleksleri, liderlik vasıfları ve kaledeki sarsılmaz duruşuyla “Superman” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin büyük bölümünü Parma ve Juventus formalarıyla geçiren İtalyan efsane, kulüp ve milli takım düzeyinde yirmi yılı aşkın süre boyunca dünya futbolunun zirvesinde yer almıştır. Bireysel olarak kaleci pozisyonunda olmasına rağmen serglediği eşsiz performansla 2006 yılında Ballon d’Or oylamasında ikinci sırada yer almış ve tarihin en çok Ballon d’Or puanı alan kalecilerinden biri olmuştur. İtalya Milli Takımı ile kaptan olarak 2006 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış, turnuva boyunca gösterdiği devleşen performansla kupanın getirilmesinde kilit rol oynamıştır. Kulüp kariyerinde Juventus ile üst üste rekor kırarak 10 Serie A şampiyonluğu ve unutulmaz zaferler elde etmiş, kariyerini başladığı kulüp olan Parma’da noktalamıştır.

Giorgio Chiellini

Giorgio Chiellini, futbol tarihinin en sert, sezgileri güçlü ve defans yapmayı bir sanat haline getiren efsanevi stoperlerinden biri olarak kabul edilir; ödün vermez mücadele hırsı, hava toplarındaki üstünlüğü ve lider karakteriyle “Gorilla” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin neredeyse yirmi yılını Juventus formasıyla geçiren İtalyan efsane, Torino ekibinin savunma hattının mutlak hâkimi ve sembol isimlerinden biri olmuştur. Bireysel olarak sergilediği istikrarlı performansla defans oyuncuları arasında zirvede yer almış, UEFA yılın takımlarına seçilmiş ve Ballon d’Or oylamalarında üst sıralarda kendine yer bulmuştur. İtalya Milli Takımı ile kaptan olarak 2020 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 2020) kazanmış, turnuva boyunca gösterdiği devleşen liderlikle zaferin en büyük mimarlarından biri olmuştur. Kulüp kariyerinde Juventus ile üst üste rekor kırarak 9 Serie A şampiyonluğu ve çok sayıda İtalya Kupası zaferi elde etmiştir.

Rio Ferdinand

Rio Ferdinand, futbol tarihinin en zarif, soğukkanlı ve oyun kurma becerisine sahip modern stoperlerinden biri olarak kabul edilir; hatasız pozisyon bilgisi, topu savunmadan kusursuz çıkarma yeteneği ve aristokrat oyun tarzıyla tanınır. Kariyerinde West Ham United, Leeds United, Manchester United ve Queens Park Rangers formaları giyen İngiliz efsane, özellikle Manchester United’daki uzun ve kupalarla dolu döneminde kulübün defans hattının simge ismi haline gelmiştir. Bireysel olarak Premier League’in en iyi merkez savunmacılarından biri olarak kabul edilmiş, yılın takımlarına ve UEFA listelerine adını yazdırmıştır. İngiltere Milli Takımı ile üç farklı Dünya Kupası’nda forma giymiş, savunmadaki liderliğiyle uluslararası düzeyde saygınlık kazanmıştır. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 1 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 6 kez Premier League şampiyonluğu başta olmak üzere sayısız kupa zaferi elde etmiştir.

Jairzinho (Jair Ventura Filho)

Jairzinho (Jair Ventura Filho), futbol tarihinin en süratli, çalımci ve skorer kanat oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam patlayıcı gücü, rakip savunmaları delip geçen dikine koşuları ve “Hurma Çocuğu” lakabıyla tanınır. Kariyerinin büyük kısmını Botafogo formasıyla geçiren Brezilyalı efsane, Marsilya ve Cruzeiro gibi kulüplerde de oynamıştır. Bireysel olarak sergilediği istisnai performansla Güney Amerika futbolunun zirvesinde yer almış, tarihin en özel hücumcularından biri olmuştur. Brezilya Milli Takımı ile 1970 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış; turnuvadaki her maçta (grup aşaması ve finaller dahil) gol atarak kırılması güç tarihi bir rekora imza atmıştır. Kulüp kariyerinde Botafogo ile unutulmaz başarılara imza atmış, milli takımıyla ise futbol dünyasının en büyük efsaneleri arasına adını yazdırmıştır.

George Best

George Best, futbol tarihinin en yetenekli, büyüleyici ve top sürme ustası efsanevi kanat oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam çalım yeteneği, rakip savunmaları adeta ipe dizen hızı ve sah içi kadar saha dışındaki hareketli hayatıyla “Beethoven’ın Beşincisi” ve “El Beatle” lakaplarıyla tanınmıştır. Kariyerinin en parlak dönemini Manchester United formasıyla geçiren Kuzey İrlandalı efsane, İngiliz futboluna adeta bir yıldız gibi doğmuş ve kulübün tarihindeki en büyük figürlerden biri haline gelmiştir. Bireysel anlamda sergilediği hayranlık uyandıran futboluyla 1968 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanarak dünyanın zirvesine çıkmıştır. Kuzey İrlanda Milli Takımı ile üst düzey uluslararası turnuvalarda büyük bir kupa kazanamamış olsa da, milli formayla gösterdiği bireysel performanslar futbol folklorunda unutulmaz bir yer edinmiştir. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 1 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi) ve 2 kez İngiltere Ligi şampiyonluğu zaferi elde etmiştir.

Hristo Stoichkov

Hristo Stoichkov, futbol tarihinin en agresif, sol ayağı ölümcül ve kazanan karakterine sahip efsanevi kanat ve forvet oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam şut gücü, rakip savunmaları hırsıyla sindiren tarzı ve sahada fileleri havalandırma becerisiyle “Hançer” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde CSKA Sofya, Parma ve özellikle Barcelona formaları giyen Bulgar efsane, Johan Cruyff’ün efsanevi “Rüya Takım”ının (Dream Team) en korkutucu hücum silahı olmuştur. Bireysel olarak sergilediği muazzam performansla 1994 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanmış ve futbol dünyasının zirvesine çıkmıştır. Bulgaristan Milli Takımı ile 1994 FIFA Dünya Kupası’nda yarı final oynayarak tarihi bir başarıya imza atmış, turnuvada attığı 6 golle gol kralı olmuştur. Kulüp kariyerinde Barcelona ile kulüp tarihinin ilk UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi) zaferini ve 4 kez üst üste La Liga şampiyonluğunu kazanarak kulüp efsaneleri arasına adını yazdırmıştır.

Patrick Vieira

Patrick Vieira, futbol tarihinin en dominant, fizik gücü yüksek ve oyunun iki yönünü de kusursuz oynayan efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam fiziksel üstünlüğü, uzun bacaklarıyla yaptığı kritik müdahaleler ve sahadaki sarsılmaz liderliğiyle tanınmıştır. Kariyerinde Cannes, AC Milan, Arsenal, Juventus, Inter Milan ve Manchester City formaları giyen Fransız efsane, özellikle Arsenal’deki kaptanlık döneminde Premier League tarihinin en büyük orta sahalarından biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği istikrarlı ve baskın performansla Premier League Yılın Takımı’na defalarca seçilmiş ve dünya futbolunun en çok aranan ön liberolarından biri olmuştur. Fransa Milli Takımı ile 1998 FIFA Dünya Kupası’nı ve 2000 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 2000) kazanarak uluslararası düzeyde de altın çağını yaşamıştır. Kulüp kariyerinde Arsenal ile yenilgisiz Premier League şampiyonluğu (“The Invincibles”) yaşamış, Inter ve Juventus ile İtalya’da şampiyonluklar elde etmiştir.

Andrea Pirlo

Andrea Pirlo, futbol tarihinin en zarif, vizyoner ve oyunun temposunu kusursuz bir şekilde belirleyen efsanevi oyun kurucularından biri olarak kabul edilir; sahadaki sakinliği, nokta atışı uzun pasları ve ustalığıyla “Maestro” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Brescia, Inter Milan, AC Milan, Juventus ve New York City FC formaları giyen İtalyan efsane, özellikle AC Milan ve Juventus’taki dönemlerinde futbol dünyasının en büyük orta saha mimarlarından biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği üstün akıl ve estetik performansla 3 kez Serie Yılın Futbolcusu seçilmiş ve Ballon d’Or oylamalarında üst sıralarda yer almıştır. İtalya Milli Takımı ile 2006 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış, turnuva boyunca sergilediği eşsiz performansla final maçının adamı seçilmiş ve ülkesinin zaferinde kilit rol oynamıştır. Kulüp kariyerinde AC Milan ve Juventus ile toplamda 2 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 6 kez Serie A şampiyonluğu zaferi elde etmiştir.

Steven Gerrard

Steven Gerrard, futbol tarihinin en komple, uzaktan attığı sert ve kritik golleriyle tanınan ve sahada adeta tek başına bir takım sürükleyen efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam liderliği, bitmek bilmeyen enerjisi ve “Kaptan” kimliğiyle dünya futbolunun en saygın figürlerinden biri olmuştur. Kariyerinin neredeyse tamamını Liverpool formasıyla geçiren İngiliz efsane, kulüp sadakatinin ve kriz anlarında sorumluluk almanın en büyük sembollerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği üstün performansla UEFA Kulüp Futbolcusu ödülünü kazanmış ve Ballon d’Or kürsüsünde üst sıralarda yer almıştır. İngiltere Milli Takımı ile üç farklı Dünya Kupası’nda forma giymiş, milli formayla gösterdiği özverili mücadeleyle uluslararası düzeyde de takdir toplamıştır. Kulüp kariyerinde Liverpool ile 2005 yılında geri dönüşlerin en büyüğü olan “İstanbul Mucizesi”nin kahramanı olarak UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşamış, ayrıca FA Cup ve Lig Kupası zaferleri elde etmiştir.

Fabio Cannavaro

Fabio Cannavaro, futbol tarihinin en kusursuz, zamanlaması kusursuz ve hava toplarındaki üstünlüğüyle bilinen efsanevi stoperlerinden biri olarak kabul edilir; boyuna rağmen gösterdiği inanılmaz sıçrama yeteneği, savunmadaki müthiş sezgileri ve lider karakteriyle “Berlin Duvarı” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Napoli, Parma, Inter Milan, Real Madrid, Juventus ve Al-Ahli formaları giyen İtalyan efsane, kulüp ve milli takım düzeyinde savunma sanatının zirvesine çıkmıştır. Bireysel olarak savunma oyuncusu olmasına rağmen 2006 yılında hem Ballon d’Or hem de FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu ödüllerini kazanarak futbol tarihinde bu büyük başarıya ulaşan nadir defans oyuncularından biri olmuştur. İtalya Milli Takımı ile kaptan olarak 2006 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış, turnuva boyunca rakip forvetlere geçit vermeyen muazzam performansıyla kupanın en büyük kahramanı olmuştur. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile üst üste La Liga şampiyonlukları yaşamış, Parma ile UEFA Kupası zaferi elde etmiştir.

Peter Schmeichel

Peter Schmeichel, futbol tarihinin en korkutucu, lider ruhlu ve kaleyi adeta dev bir duvara çeviren efsanevi kalecilerinden biri olarak kabul edilir; muazzam refleksleri, kaledeki otoriter duruşu ve açıyı daraltmak için geliştirdiği ikonik “yıldız vuruşu” (star jump) kurtarış stiliyle tanınmıştır. Kariyerinde Brøndby, Manchester United, Sporting CP, Aston Villa ve Manchester City formaları giyen Danimarkalı efsane, özellikle Manchester United’daki kupalarla dolu dönemiyle Premier League tarihinin en büyük kalecisi olarak adını yazdırmıştır. Bireysel olarak sergilediği üstün performansla UEFA Kulüp En İyi Kalecisi ödülünü defalarca kazanmış ve Ballon d’Or oylamalarında kaleciler arasında zirvede yer almıştır. Danimarka Milli Takımı ile 1992 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 1992) kazanarak futbol tarihinin en büyük masallarından birinin başrolü olmuş, turnuva boyunca yaptığı kurtarışlarla şampiyonluğun en büyük mimarı olmuştur. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 1999 yılında unutulmaz “Üçleme” (Treble) zaferinin yanı sıra 5 Premier League şampiyonluğu ve 1 UEFA Şampiyonlar Ligi kupası kazanmıştır.

Petr Čech

Petr Čech, futbol tarihinin en soğukkanlı, zeki ve kalede sergilediği istikrarlı performansıyla kalecilik standartlarını yeniden belirleyen efsanevi file bekçilerinden biri olarak kabul edilir; başındaki koruyucu miğferi, kusursuz pozisyon bilgisi ve penaltı kurtarma ustalığıyla tanınmıştır. Kariyerinde Chmel Blšany, Sparta Prag, Rennes, Chelsea, Arsenal ve kariyerini noktaladığı ice hockey deneyimine kadar geniş bir yelpazede forma giymiş, özellikle Chelsea’deki uzun ve kupalarla dolu dönemiyle Premier League tarihinin en büyük kalecileri arasına adını yazdırmıştır. Bireysel olarak Premier League’de en çok maçta gol yememe (clean sheet) rekorunu elinde bulundurmuş, 4 kez UEFA Yılın En İyi Kalecisi seçilmiş ve Ballon d’Or oylamalarında kaleciler arasında üst sıralarda yer almıştır. Çek Cumhuriyeti Milli Takımı ile uzun yıllar kaptanlık yapmış, 2004 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nda yarı final oynayan kadronun en önemli aktörlerinden biri olmuştur. Kulüp kariyerinde Chelsea ile 1 kez UEFA Şampiyonlar Ligi, 1 kez UEFA Avrupa Ligi ve 4 kez Premier League şampiyonluğu başta olmak üzere sayısız kupa zaferi elde etmiştir.

Paul Scholes

Paul Scholes, futbol tarihinin en kusursuz pasörlerinden, uzaktan attığı sert ve isabetli şutların ustalarından biri olarak kabul edilir; olağanüstü saha görüşü, rakibin presinden kaçma yeteneği ve gösterişten uzak sade futbol anlayışıyla dünyanın en büyük teknik adamlarının ve rakiplerinin bile hayranlığını kazanmıştır. Kariyerinin tamamını Manchester United formasıyla geçiren İngiliz efsane, Sir Alex Ferguson’un kurduğu kadroların orta sahadaki beyni ve kulüp tarihinin en sadık figürlerinden biri olmuştur. Bireysel olarak sergilediği istikrarlı performansla Premier League Hall of Fame’e seçilmiş, İngiltere’de yılın takımlarına adını yazdırmış ve dönemin en saygın orta saha oyuncularından biri olarak gösterilmiştir. İngiltere Milli Takımı ile Dünya Kupaları ve Avrupa Şampiyonaları’nda forma giymiş, milli kariyerini kulüp düzeyine odaklanmak için erken sonlandırmıştır. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 2 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 11 kez Premier League şampiyonluğu başta olmak üzere kupa dolusu başarı elde etmiştir.

Javier Zanetti

Javier Zanetti, futbol tarihinin en istikrarlı, profesyonel ve sahadaki çok yönlülüğüyle tanınan efsanevi kaptanlarından biri olarak kabul edilir; bitmek bilmeyen enerjisi, kusursuz devamlılığı, kusursuz fair-play anlayışı ve “Tractor” lakabıyla dünya futbolunun en saygın figürlerinden biri olmuştur. Kariyerine ülkesi Arjantin’de Talleres ve Banfield formalarıyla başladıktan sonra neredeyse yirmi yılını Inter Milan formasıyla geçiren Arjantinli efsane, İtalyan kulübünün ve Serie A tarihinin en büyük yabancı sembollerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği eşsiz istikrarla Inter formasını en çok giyen yabancı oyuncu rekorunu kırmış, Serie A’da kulüp düzeyinde simgeleşmiş ve uluslararası alanda sayısız ödül kazanmıştır. Arjantin Milli Takımı ile uzun yıllar kaptanlık yapmış, Copa América ve Dünya Kupaları’nda ülkesini gururla temsil ederek milli formayı en çok giyen oyunculardan biri olmuştur. Kulüp kariyerinde Inter Milan ile 2010 yılında unutulmaz “Üçleme” (Treble) zaferine imza atarak 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, ayrıca 5 Serie A şampiyonluğu ve sayısız kupa zaferi elde etmiştir.

David Beckham

David Beckham, futbol tarihinin en popüler, ortalarıyla ve frikikleriyle efsaneleşmiş, markasıyla futbolun ötesine geçerek küresel bir simge haline gelmiş sağ kanat oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam kavisli pasları, duran toplardaki kusursuz ustalığı ve sahada sergilediği özverili mücadeleyle tanınmıştır. Kariyerinde Manchester United, Real Madrid, LA Galaxy, AC Milan ve Paris Saint-Germain formaları giyen İngiliz efsane, özellikle Manchester United’daki “Sınıf ’92” kuşağının ve Sir Alex Ferguson’un döneminin en parlak yıldızlarından biri olmuştur. Bireysel olarak sergilediği etkileyici performansla 1999 yılında Ballon d’Or oylamasında ikinci sırada yer almış ve FIFA Yılın Futbolcusu seçmelerinde kürsüye çıkmıştır. İngiltere Milli Takımı ile uzun yıllar kaptanlık yapmış, 2002 FIFA Dünya Kupası elemelerinde Yunanistan’a attığı son dakika frikik golüyle ülkesini Dünya Kupası’na taşıyan kahraman olarak tarihe geçmiştir. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 1999 yılında unutulmaz “Üçleme” (Treble) zaferinin yanı sıra 6 Premier League şampiyonluğu ve 1 UEFA Şampiyonlar Ligi kupası kazanmış, Real Madrid ile La Liga şampiyonluğu yaşayarak kariyerini Paris Saint-Germain’de noktalamıştır.

Sergio Agüero

Sergio Agüero, futbol tarihinin en bitirici, soğukkanlı ve rakip ceza sahası içindeki ölümcül sezgileriyle tanınan efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; patlayıcı hızı, güçlü fiziği, en dar alanlarda bile yarattığı şut açıları ve “Kun” lakabıyla futbol dünyasında iz bırakmıştır. Kariyerinde Independiente, Atlético Madrid, Manchester City ve Barcelona formaları giyen Arjantinli efsane, özellikle Manchester City’de geçirdiği on yıllık unutulmaz döneminde Premier League tarihinin en büyük yabancı golcüsü haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği muazzam performansla Premier League Gol Krallığı (Golden Boot) yaşamış, lige damga vuran oyuncular arasına adını yazdırmış ve lig tarihinin en çok hat-trick yapan ismi olmuştur. Arjantin Milli Takımı ile 2021 Copa América şampiyonluğu yaşamış, üç farklı FIFA Dünya Kupası’nda ülkesinin hücum hattında görev almıştır. Kulüp kariyerinde Manchester City formasıyla 2011-12 sezonunun son saniyesinde attığı tarihi golle kulübe 44 yıl sonra lig şampiyonluğunu kazandırarak efsaneleşmiş, toplamda 5 Premier League şampiyonluğu ve Atlético Madrid ile 1 UEFA Avrupa Ligi zaferi elde etmiştir.

Laurent Blanc

Laurent Blanc, futbol tarihinin en soğukkanlı, vizyoner ve oyunu arka hattan okuma becerisiyle tanınan efsanevi stoperlerinden biri olarak kabul edilir; savunmadaki hakimiyeti, zarif top tekniği ve kritik anlarda attığı gollerle “Le Président” (Başkan) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Montpellier, Napoli, Barcelona, Marseille, Inter Milan ve Manchester United gibi dev kulüplerin formalarını giyen Fransız efsane, hem libero hem de stoper rolünde dünya futbolunun en saygın figürlerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak gösterdiği üstün yetenek ve istikrarla 1990 yılında Fransa’da Yılın Futbolcusu seçilmiş ve Avrupa Şampiyonaları turnuva takımlarına defalarca adını yazdırmıştır. Fransa Milli Takımı ile 1998 FIFA Dünya Kupası’nı ve 2000 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 2000) kazanmış; 1998 Dünya Kupası son 16 turunda Paraguay’a karşı kupa tarihinin ilk “Altın Gol”ünü atarak ülkesini zafere taşıyan kilit isimlerden biri olmuştur. Kulüp kariyerinde Manchester United ile Premier League, Barcelona ile Copa del Rey ve Kupa Galipleri Kupası, Montpellier ile Fransa Kupası zaferleri elde etmiştir.

Frank Rijkaard

Frank Rijkaard, futbol tarihinin en zarif, fizik gücü yüksek ve hem savunmada hem de orta sahada kusursuz performans sergileyen efsanevi isimlerinden biri olarak kabul edilir; muazzam top kapma yeteneği, sahayı okuma becerisi ve oyun kurma kalitesiyle tanınmıştır. Kariyerinde Ajax, Real Zaragoza ve AC Milan formaları giyen Hollandalı efsane, özellikle AC Milan’da Ruud Gullit ve Marco van Basten ile birlikte kurduğu unutulmaz “Hollanda Üçlüsü” ile kulüp tarihinin altın çağının kilit mimarlarından biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği üstün istikrar ve liderlikle Ballon d’Or oylamalarında kürsüye çıkmış, dünya futbolunun en komple orta saha oyuncularından biri olarak onurlandırılmıştır. Hollanda Milli Takımı ile 1988 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 1988) kazanarak ülkesinin uluslararası alandaki en büyük zaferine imza atmasında kilit rol oynamıştır. Kulüp kariyerinde Ajax ve AC Milan formalarıyla toplamda 3 kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi), ayrıca hem Hollanda’da hem de İtalya’da lig şampiyonlukları elde etmiştir.

Fernando Hierro

Fernando Hierro, futbol tarihinin en golcü, soğukkanlı ve oyun kurucu yeteneklerine sahip efsanevi stoper ve ön liberolarından biri olarak kabul edilir; muazzam pas menzili, sert şutları, penaltı ile serbest vuruşlardaki ustalığı ve sahadaki karizmatik liderliğiyle tanınmıştır. Kariyerinin büyük kısmını Real Madrid formasıyla geçiren İspanyol efsane, Valladolid, Al-Rayyan ve Bolton Wanderers gibi takımlarda da oynamış, Real Madrid’in uzun yıllar kaptanlığını üstlenerek kulüp tarihinin en simge isimlerinden biri haline gelmiştir. Bir savunma oyuncusu olmasına rağmen kariyeri boyunca attığı 100’den fazla golle bireysel anlamda benzersiz bir skorer kimliği sergilemiş ve dönemin en saygın defans oyuncuları arasında yer almıştır. İspanya Milli Takımı ile uzun yıllar kaptanlık yapmış, Dünya Kupaları ve Avrupa Şampiyonaları’nda mücadele ederek milli formayla en çok gol atan isimlerden biri olmuştur. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile 3 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 5 kez La Liga şampiyonluğu başta olmak üzere sayısız kupa zaferi elde etmiştir.

Eric Cantona

Eric Cantona, futbol tarihinin en karizmatik, asi ruhlu ve sahada yarattığı büyüleyici etkiyle tanınan efsanevi forvet oyuncularından biri olarak kabul edilir; dik yakalı formasıyla sergilediği ikonik duruşu, üstün teknik kapasitesi, saha görüşü ve liderliğiyle “Kral” (King Eric) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Auxerre, Marseille, Bordeaux, Montpellier, Nîmes ve özellikle Manchester United formaları giyen Fransız efsane, İngiliz futboluna adeta damga vuran ve Premier League’in küresel bir marka haline gelmesinde en büyük pay sahibi olan figürlerden biri olmuştur. Bireysel olarak sergilediği olağanüstü performansla İngiltere’de yılın futbolcusu seçilmiş ve Premier League Hall of Fame onuruna layık görülmüştür. Fransa Milli Takımı ile uluslararası turnuvalarda büyük bir kupa kazanamamış olsa da, kulüp düzeyinde yazdığı destanlarla futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 4 kez Premier League şampiyonluğu ve unutulmaz FA Cup zaferleri elde ederek kulübün modern tarihindeki dönüm noktalarından birini oluşturmuştur.

Claude Makélélé

Claude Makélélé, futbol tarihinin en disiplinli, top kapma ustası ve pozisyon alma yeteneğiyle oyunun taktiksel yapısını değiştiren efsanevi ön liberolarından biri olarak kabul edilir; defansif orta saha rolüne kendi adını verdirerek bu mevkinin “Makélélé Rolü” olarak anılmasını sağlamış ikonik bir figürdür. Kariyerinde Nantes, Marseille, Celta Vigo, Real Madrid, Chelsea ve Paris Saint-Germain formaları giyen Fransız efsane, özellikle Real Madrid’deki “Galácticos” kadrosunun görünmez kahramanı ve Chelsea’nin Premier League’e ambargo koyduğu dönemin en kritik dişlisi olmuştur. Bireysel olarak sergilediği gösterişsiz ama hayati performansla futbol otoriteleri ve takım arkadaşları tarafından bir takımın dengesini sağlayan en değerli oyuncu olarak gösterilmiş, FIFPro Yılın 11’ine seçilmiştir. Fransa Milli Takımı ile 2006 FIFA Dünya Kupası’nda finale yükselen kadronun orta sahadaki en büyük güvencesi olmuş, uluslararası alanda ülkesini başarıyla temsil etmiştir. Kulüp kariyerinde Real Madrid ve Chelsea ile toplamda 1 kez UEFA Şampiyonlar Ligi, 2 kez La Liga ve 2 kez Premier League şampiyonluğu başta olmak üzere sayısız kupa zaferi elde etmiştir.

Gareth Bale

Gareth Bale, futbol tarihinin en atletik, patlayıcı hızına sahip ve kritik finallerde attığı inanılmaz gollerle tanınan efsanevi kanat oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam sol ayağı, durdurulamaz deparları ve atletizmiyle oyunun kaderini tek başına değiştiren figürlerden biri olmuştur. Kariyerine Southampton’da sol bek olarak başladıktan sonra Tottenham Hotspur’da hücum hattına evrilen ve Real Madrid’e transfer olarak dünya futbolunun zirvesine çıkan Galli efsane, son olarak Los Angeles FC formasıyla kariyerini noktalamıştır. Bireysel olarak Tottenham’da gösterdiği harika performansla PFA Yılın Oyuncusu ve Premier League’de Sezonun Oyuncusu ödüllerini kazanmış, Ballon d’Or adaylıklarında üst sıralarda yer almıştır. Galler Milli Takımı ile tarihi başarılara imza atarak ülkesini Euro 2016’da yarı finale taşımış ve 64 yıl sonra ilk kez FIFA Dünya Kupası’na katılan kadronun efsanevi lideri olmuştur. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile 5 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 3 kez La Liga şampiyonluğu kazanmış; özellikle 2018 Şampiyonlar Ligi finalinde röveşatayla attığı gol ve 2014 Copa del Rey finalindeki efsanevi deparıyla finallerin en büyük oyuncularından biri olarak tarihe geçmiştir.

Philipp Lahm

Philipp Lahm, futbol tarihinin en zeki, oyun disiplini yüksek ve her iki bekte de dünyada zirveye oynayabilen efsanevi savunma oyuncularından biri olarak kabul edilir; kusursuz pozisyon bilgisi, tertemiz müdahaleleri, taktiksel esnekliği ve sahadaki beyefendi kişiliğiyle “Sihirli Cüce” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin neredeyse tamamını Bayern Münih formasıyla geçiren (kısa bir Stuttgart kiralık dönemi dışında) Alman efsane, hem kulübünün hem de milli takımın kaptanlığını üstlenerek dünya futbolunun en saygın liderlerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak kariyeri boyunca hiç kırmızı kart görmeyerek muazzam bir fair-play rekoruna imza atmış, UEFA Yılın Takımı’na defalarca seçilmiş ve Pep Guardiola tarafından “kariyerimde çalıştığım en zeki oyuncu” olarak tanımlanmıştır. Almanya Milli Takımı ile kaptan olarak 2014 FIFA Dünya Kupası’nı kazanarak zirvede milli takımı bırakmış, ayrıca 2006 ve 2010 Dünya Kupalarında da kadronun en kilit isimleri arasında yer almıştır. Kulüp kariyerinde Bayern Münih ile 2013 yılında “Üçleme” (Treble) zaferine ulaşarak 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, 8 Bundesliga ve 6 DFB-Pokal şampiyonluğu elde etmiştir.

Didier Drogba

Didier Drogba, futbol tarihinin en güçlü, atletik ve büyük maçların kaderini belirleyen efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; muazzam hava hakimiyeti, sırtı kaleye dönük oyun ustalığı, bitiriciliği ve fiziksel üstünlüğüyle rakip defansların en çok çekindiği hücum silahı haline gelmiştir. Kariyerinde Le Mans, Guingamp, Marseille, Chelsea, Şanghay Shenhua, Galatasaray ve Montreal Impact formaları giyen Fildişi Sahilli efsane, özellikle Chelsea’de geçirdiği altın yıllarla Premier League tarihinin en ikonik forvetlerinden biri olmuştur. Bireysel olarak sergilediği muazzam performansla 2 kez Afrika’da Yılın Futbolcusu seçilmiş, 2 kez Premier League Gol Kralı (Golden Boot) olmuş ve Golden Foot ödülünü kazanmıştır. Fildişi Sahili Milli Takımı ile ülkesini tarihinin ilk Dünya Kupası’na taşıyan efsanevi kaptan olmuş, milli formayla attığı gollerin yanı sıra ülkesindeki iç savaşı durdurmaya yönelik barış çağrılarıyla futbolun ötesinde bir halk kahramanına dönüşmüştür. Kulüp kariyerinde Chelsea ile 2012 UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde attığı beraberlik golü ve son penaltıyla kulübe tarihi ilk dev kupayı kazandırmış, ayrıca 4 Premier League şampiyonluğu ve 4 FA Cup zaferi elde etmiş; Galatasaray formasıyla da Süper Lig ve Türkiye Kupası şampiyonlukları yaşamıştır.

Emmanuel Petit

Emmanuel Petit, futbol tarihinin en dinamik, sol ayağını etkili kullanan ve hem savunmada hem de orta sahada sergilediği sert ama zekice mücadeleyle tanınan efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; at kuyruğu saçları, muazzam saha görüşü ve oyunun iki yönünü de kusursuz oynamasıyla dönemin en saygın figürlerinden biri olmuştur. Kariyerinde Monaco, Arsenal, Barcelona ve Chelsea formaları giyen Fransız efsane, özellikle Arsenal’de Patrick Vieira ile birlikte kurduğu efsanevi orta saha ortaklığıyla Premier League tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Bireysel olarak sergilediği istikrarlı ve etkileyici performansla Premier League’de yılın takımına seçilmiş ve dünya futbolunun en komple orta saha oyuncularından biri olarak onurlandırılmıştır. Fransa Milli Takımı ile 1998 FIFA Dünya Kupası’nı ve 2000 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 2000) kazanmış; 1998 Dünya Kupası finalinde Brezilya’ya karşı maçın son dakikasında skoru 3-0 yapan tarihi golü atarak ülkesinin zaferini taçlandıran isim olmuştur. Kulüp kariyerinde Arsenal ile Premier League ve FA Cup şampiyonlukları yaşamış, Monaco ile de Fransa Ligue 1 sevinci tatmıştır.

Ronald Koeman

Ronald Koeman, futbol tarihinin en golcü defans oyuncusu, uzaktan attığı sert frikikleri ve geriden oyun kurma becerisiyle tanınan efsanevi libero ve stoperlerinden biri olarak kabul edilir; muazzam şut gücü, kusursuz pas menzili ve sahadaki lider karakteriyle “Tintin” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Groningen, Ajax, PSV Eindhoven, Barcelona ve Feyenoord formaları giyen Hollandalı efsane, özellikle Barcelona’nın Johan Cruyff yönetimindeki “Rüya Takım” (Dream Team) kadrosunun en kilit ve unutulmaz figürlerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak bir defans oyuncusu olmasına rağmen kariyeri boyunca 250’den fazla gol atarak kırılması güç bir rekora imza atmış ve Avrupa futbolunun en saygın isimlerinden biri olmuştur. Hollanda Milli Takımı ile 1988 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 1988) kazanarak ülkesinin tarihsel zaferinde başrol oynamıştır. Kulüp kariyerinde hem PSV Eindhoven hem de Barcelona ile UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi) şampiyonluğu yaşamış; özellikle Barcelona’ya kulüp tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi kupasını getiren uzatma golünü frikikten atarak efsaneleşmiştir.

Dennis Bergkamp

Dennis Bergkamp, futbol tarihinin en zarif, estetik ve yaratıcı hücum oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam top kontrolü, akıl almaz asitleri, sahayı görüşü ve estetik golleriyle “Buz Adam” (The Non-Flying Dutchman) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Ajax, Inter Milan ve Arsenal formaları giyen Hollandalı efsane, özellikle Arsenal’de Thierry Henry ile birlikte Premier League tarihine damga vuran ve kulübün “Yenilmezler” (Invincibles) efsanesinin en önemli mimarlarından biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği büyüleyici performansla Premier League’de yılın futbolcusu seçilmiş, Premier League Hall of Fame onuruna layık görülmüş ve futbol tarihinin en şık gollerinden bazılarına imza atmıştır. Hollanda Milli Takımı ile uzun yıllar forma giymiş, özellikle 1998 FIFA Dünya Kupası çeyrek finalinde Arjantin’e karşı attığı dünya futbol tarihinin en unutulmaz gollerinden biriyle ülkesini gururla temsil etmiştir. Kulüp kariyerinde Ajax ve Inter ile UEFA Kupaları kazanmış, Arsenal ile 3 Premier League şampiyonluğu ve unutulmaz FA Cup zaferleri elde ederek adını futbol efsaneleri arasına yazdırmıştır.

Kenny Dalglish

Kenny Dalglish, futbol tarihinin en komple, oyun zekası yüksek ve bitirici hücum oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam pas yeteneği, sahayı okuma becerisi, dönerek attığı şık şutları ve taraftarların gönlünde taht kuran vizyonuyla “Kral Kenny” (King Kenny) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Celtic ve Liverpool formaları giyen İskoç efsane, özellikle Liverpool’un 1970’lerin sonu ve 1980’lerde Avrupa futboluna ambargo koyduğu altın çağının en büyük simgesi haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği olağanüstü performansla 1983 yılında Ballon d’Or oylamasında ikinci sırada yer almış, İngiltere ve İskoçya’da defalarca yılın futbolcusu seçilerek Futbol Hall of Fame listelerine adını altın harflerle yazdırmıştır. İskoçya Milli Takımı ile 102 maça çıkarak en çok forma giyen ve attığı 30 golle milli takım tarihinin en golcü ismi unvanını Denis Law ile paylaşmış, üç farklı FIFA Dünya Kupası’nda ülkesini başarıyla temsil etmiştir. Kulüp kariyerinde Liverpool ile 3 UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi) ve 6 İngiltere Lig Şampiyonluğu kazanmış, Celtic formasıyla da 4 İskoçya Ligi şampiyonluğu elde ederek futbol tarihinin en efsanevi figürleri arasına girmiştir.

Carlos Dunga

Carlos Dunga, futbol tarihinin en sert, disiplinli ve sahadaki liderliğiyle tanınan efsanevi ön liberolarından biri olarak kabul edilir; muazzam top kapma yeteneği, savaşçı ruhu, taktiksel zekası ve orta sahadaki demir disipliniyle “Dunga” lakaplı Brezilyalı futbol adamı, dönemin en saygın kaptanlarından biri olmuştur. Kariyerinde Internacional, Corinthians, Santos, Vasco da Gama, Pisa, Fiorentina, Pescara, VfB Stuttgart ve Jubilo Iwata formaları giyen Brezilyalı efsane, özellikle İtalya ve Almanya’daki başarılı dönemleriyle uluslararası alanda adından söz ettirmiştir. Bireysel olarak sergilediği otoriter liderlik ve sahadaki güven veren duruşuyla takım arkadaşlarını arkasından sürükleyen bir profil çizmiş, Brezilya futbolunun en güvenilir orta saha figürlerinden biri olarak onurlandırılmıştır. Brezilya Milli Takımı ile kaptan olarak 1994 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmış, ayrıca 1998 Dünya Kupası’nda da takımı finale taşıyan kritik isimlerden biri olarak ülkesini başarıyla temsil etmiştir. Kulüp kariyerinde Stuttgart ile Almanya’da, Jubilo Iwata ile Japonya’da lig şampiyonlukları yaşamış, antrenörlük kariyerinde de Brezilya Milli Takımı’nı çalıştırarak Copa América zaferi elde etmiştir.

Raphaël Varane

Raphaël Varane, futbol tarihinin en soğukkanlı, zarif ve hızıyla savunma arkasını kusursuz kapatan efsanevi stoperlerinden biri olarak kabul edilir; muazzam pozisyon alma yeteneği, tertemiz müdahaleleri, hava hakimiyeti ve kriz anlarındaki sakinliğiyle “Rapha” lakabıyla tanınmıştır. Kariyerine Lens kulübünde başladıktan sonra genç yaşta transfer olduğu Real Madrid’de uzun yıllar dünya futbolunun en üst seviyesinde performans sergilemiş, ardından Manchester United ve Como formaları giyerek kariyerini noktalamıştır. Bireysel olarak sergilediği yüksek istikrar ve taktiksel olgunlukla genç yaşından itibaren dünyanın en iyi savunmacıları arasında gösterilmiş, FIFPro World XI ve UEFA Yılın Takımı kadrolarında yer almıştır. Fransa Milli Takımı ile 2018 FIFA Dünya Kupası’nı kazanarak zaferin kilit mimarlarından biri olmuş, ayrıca 2022 FIFA Dünya Kupası’nda finale yükselen ve 2021 UEFA Uluslar Ligi’ni kazanan kadronun en kritik figürleri arasında yer almıştır. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile 4 UEFA Şampiyonlar Ligi, 3 La Liga ve 3 UEFA Süper Kupası zaferi elde etmiş, Manchester United ile de FA Cup ve EFL Cup şampiyonlukları yaşayarak kazanabileceği neredeyse tüm büyük kupaları müzesine götürmüştür.

Pepe

Pepe, futbol tarihinin en sert, korkusuz ve savunmadaki agresif müdahaleleriyle tanınan efsanevi stoperlerinden biri olarak kabul edilir; muazzam hava hakimiyeti, rakibe göz açtırmayan baskısı, lider karakteri ve hırsıyla dünya futbolunun en saygın ve çekinilen defans oyuncularından biri olmuştur. Kariyerine Marítimo’da başladıktan sonra Porto, Real Madrid, Beşiktaş ve yeniden Porto formaları giyen Portekizli efsane, özellikle Real Madrid’de geçirdiği on yıllık unutulmaz dönemde dünya futbolunun zirvesine çıkmıştır. Bireysel olarak sergilediği istikrarlı performansla UEFA Şampiyonlar Ligi sezonun kadrolarına defalarca seçilmiş ve kariyerinin son dönemine kadar üst düzey fiziksel kalitesini korumayı başarmıştır. Portekiz Milli Takımı ile 2016 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 2016) ve 2019 UEFA Uluslar Ligi’ni kazanarak ülkesinin tarihsel zaferlerinde savunmanın mutlak lideri olmuş, uzun yıllar milli formayı gururla taşımıştır. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile 3 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 3 kez La Liga şampiyonluğu kazanmış, Porto ve Beşiktaş formalarıyla da lig şampiyonlukları ve kupalar elde ederek futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.

Raúl González

Raúl González, futbol tarihinin en soğukkanlı, zeki ve bitiriciliğiyle tanınan efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; ceza sahasındaki akıl dolu aşırtma golleri, pozisyon alma ustalığı, tükenmeyen hırsı ve sahadaki beyefendi kişiliğiyle “Madrid’in Kralı” (El Capitan) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin büyük bir bölümünü Real Madrid formasıyla geçiren İspanyol efsane, daha sonra Schalke 04, Al-Sadd ve New York Cosmos takımlarında da oynamış, Real Madrid’in uzun yıllar kaptanlığını üstlenerek kulüp tarihinin en simge ve en çok forma giyen isimlerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği olağanüstü skorer kimlikle Ballon d’Or oylamasında ikincilik elde etmiş, 2 kez UEFA Şampiyonlar Ligi Gol Kralı ve 2 kez La Liga Gol Kralı (Pichichi) olarak dünya futbolunun en saygın forvetleri arasında yer almıştır. İspanya Milli Takımı ile uzun yıllar kaptanlık yapmış, Dünya Kupaları ve Avrupa Şampiyonaları’nda mücadele ederek milli formayla 100’den fazla maça çıkıp en çok gol atan isimlerden biri olmuştur. Kulüp kariyerinde Real Madrid ile 3 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 6 kez La Liga şampiyonluğu başta olmak üzere sayısız kupa zaferi elde etmiştir.

Toni Kroos

Toni Kroos, futbol tarihinin en soğukkanlı, pas yüzdesi yüksek ve oyunu bir satranç ustası gibi yöneten efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam pas menzili, oyun temposunu belirleme becerisi, duran top ustalığı ve uzaktan attığı adrese teslim şutlarıyla “Alman Mühendisi” (Garson) gibi lakaplarla anılmıştır. Kariyerine Bayern Münih’te başladıktan sonra (kısa bir Bayer Leverkusen kiralık dönemi geçirdi) transfer olduğu Real Madrid’de tam on yıl boyunca dünya futbolunun zirvesinde yer almış ve futbolunun en olgun dönemini yaşayarak kariyerini noktalamıştır. Bireysel olarak sergilediği inanılmaz pas isabet oranları ve yüksek oyun zekasıyla FIFPro World XI ve UEFA Yılın Takımı kadrolarında defalarca yer almış, döneminin en komple orta saha registi olarak kabul edilmiştir. Almanya Milli Takımı ile 2014 FIFA Dünya Kupası’nı kazanarak zafere ulaşan kadronun en kilit beyinlerinden biri olmuş, milli formayla 100’den fazla maça çıkarak ülkesini başarıyla temsil etmiştir. Kulüp kariyerinde Bayern Münih ve Real Madrid formalarıyla toplam 6 kez UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazanarak bu kupayı en çok kazanan oyunculardan biri olmuş, ayrıca 4 La Liga ve 3 Bundesliga şampiyonluğunun yanı sıra sayısız uluslararası kupa zaferine imza atmıştır.

Bastian Schweinsteiger

Bastian Schweinsteiger, futbol tarihinin en savaşçı, taktiksel zekası yüksek ve oyunun iki yönünü de kusursuz oynayan efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam pas yeteneği, sahayı okuma becerisi, güçlü şutları ve pes etmeyen karakteriyle “Futbol Beyni” (Fußballgott) lakabıyla anılmıştır. Kariyerine kanat oyuncusu olarak başladığı Bayern Münih’te Louis van Gaal döneminde merkez orta sahaya evrilerek dünya futbolunun en komple oyuncularından birine dönüşmüş, ardından Manchester United ve Chicago Fire formaları giyerek kariyerini noktalamıştır. Bireysel olarak sergilediği olağanüstü performansla 2013 yılında Almanya’da Yılın Futbolcusu seçilmiş ve UEFA Yılın Takımı adayları arasında defalarca yer almıştır. Almanya Milli Takımı ile 2014 FIFA Dünya Kupası finalinde kanlar içinde kalsa da sahada kalarak sergilediği destansı mücadeleyle şampiyonluğun simgesi haline gelmiş, 120’den fazla maça çıktığı milli takımda kaptanlık bandını gururla taşımıştır. Kulüp kariyerinde Bayern Münih ile 2013 yılında efsanevi “Üçleme” (Treble) zaferine ulaşarak 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, 8 Bundesliga ve 7 DFB-Pokal şampiyonluğu kazanmış, Manchester United ile de FA Cup zaferi elde etmiştir.

Marcel Desailly

Marcel Desailly, futbol tarihinin en güçlü, geçilmez ve taktiksel esnekliği yüksek efsanevi savunma ve defansif orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam fiziği, zamanlama ustalığı, lider karakteri ve rakiplerine nefes aldırmayan sert müdahaleleriyle “Kaya” (The Rock) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Nantes, Marseille, AC Milan, Chelsea, al-Gharafa ve al-Sailiya formaları giyen Fransız efsane, hem stoperde hem de ön liberoda sergilediği dünya çapındaki performansla iki farklı mevkiin de en ikonik isimlerinden biri olmuştur. Bireysel olarak gösterdiği olağanüstü istikrarla UEFA Yılın Takımı kadrolarına seçilmiş ve Premier League ile Serie A’nın en saygın savunmacıları arasında gösterilmiştir. Fransa Milli Takımı ile 1998 FIFA Dünya Kupası ve Euro 2000 zaferlerini yaşayarak ülkesinin altın jenerasyonunun en kilit isimlerinden biri olmuş, milli takım kaptanlığını da gururla yürütmüştür. Kulüp kariyerinde Marseille ve AC Milan ile üst üste iki farklı kulüple UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını kazanan ilk oyuncu olarak tarihe geçmiş, ayrıca AC Milan ile 2 Serie A şampiyonluğu ve Chelsea ile FA Cup zaferi elde etmiştir.

Gheorghe Hagi

Gheorghe Hagi, futbol tarihinin sol ayağıyla yarattığı büyü, muazzam oyun görüşü, rakiplerini avladığı uzak mesafe şutları ve lider karakteriyle tanınan efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; dahi oyun zekası ve sahadaki hırslı yapısıyla “Karpatlar’ın Maradonası” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Farul Constanța, Sportul Studențesc, Steaua București, Real Madrid, Brescia, Barcelona ve Galatasaray formaları giyen Romanya futbolunun tüm zamanlardaki en büyük efsanesi, özellikle sarı-kırmızı forma altında yazdığı destanlarla dünya futboluna adını altın harflerle yazdırmıştır. Bireysel olarak FIFA Yılın Oyuncusu oylamalarında üst sıralarda yer almış, Romanya’da yılın futbolcusu seçilmiş ve futbol tarihinin tüm zamanların en iyi oyun kurucuları arasında gösterilmiştir. Romanya Milli Takımı ile 1994 FIFA Dünya Kupası’nda çeyrek final oynayarak ülkesinin futbol tarihinin en büyük uluslararası başarısına liderlik etmiş, milli formayla 125 maça çıkarak unutulmaz izler bırakmıştır. Kulüp kariyerinde Galatasaray ile 4 Süper Lig şampiyonluğunun yanı sıra 2000 yılında UEFA Kupası ve UEFA Süper Kupası’nı kazanarak Türk futbol tarihinin uluslararası alandaki en büyük zaferlerinin baş mimarı olmuştur.

Juan Román Riquelme

Juan Román Riquelme, futbol tarihinin en zarif, vizyoner ve topa hükmetme yeteneğiyle sahanın ritmini tamamen elinde tutan efsanevi 10 numaralarından biri olarak kabul edilir; muazzam pas menzili, yavaş ama durdurulamaz oyun zekası, kusursuz frikikleri ve saha içindeki aristokrat duruşuyla dönemin en eşsiz futbol akıllarından biri olmuştur. Kariyerinde Argentinos Juniors, Boca Juniors, Barcelona ve Villarreal formaları giyen Arjantinli efsane, özellikle Boca Juniors’taki ikonik dönemleri ve Villarreal’i taşıdığı tarihi Şampiyonlar Ligi yarı finaliyle futbol romancılarının hayranlık duyduğu bir figür haline gelmiştir. Bireysel olarak Güney Amerika’da Yılın Futbolcusu seçilmiş, Copa Libertadores’in en değerli oyuncusu unvanlarını defalarca kazanmış ve futbol dünyasında klasik 10 numara rolünün son büyük temsilcilerinden biri olarak onurlandırılmıştır. Arjantin Milli Takımı ile genç yaşlarda U-20 Dünya Kupası’nı kazanmış, A milli takımla Copa América finalleri oynamış ve 2008 Pekin Olimpiyatları’nda ülkesine altın madalya kazandıran takımın kaptanı ve lideri olmuştur. Kulüp kariyerinde Boca Juniors ile 3 Copa Libertadores ve 1 Kıtalararası Kupa zaferi yaşayarak kulüp tarihinin en büyük efsanelerinden biri mertebesine ulaşmıştır.

Frank Lampard

Frank Lampard, futbol tarihinin en skorer orta saha oyuncularından biri ve ceza sahasına yaptığı kusursuz koşularla tanınan efsanevi orta saha maestro’su olarak kabul edilir; muazzam şut gücü, istikrarı, lider karakteri ve bitiriciliğiyle “Super Frank” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde West Ham United, Swansea City, Chelsea, Manchester City ve New York City FC formaları giyen İngiliz efsane, özellikle Chelsea’de geçirdiği on üç yıllık unutulmaz dönemde kulüp tarihinin tüm zamanlardaki en golcü oyuncusu olmayı başarmıştır. Bireysel olarak sergilediği inanılmaz istikrarla Premier League’de Yılın Oyuncusu seçilmiş, Ballon d’Or oylamasında ikincilik elde etmiş ve lig tarihinde 150’den fazla gol atan tek orta saha oyuncusu olarak adını tarihe yazdırmıştır. İngiltere Milli Takımı ile 100’den fazla maça çıkmış, Dünya Kupaları ve Avrupa Şampiyonaları’nda ülkesini uzun yıllar gururla temsil etmiştir. Kulüp kariyerinde Chelsea ile 2012 UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 3 Premier League şampiyonluğu, 4 FA Cup zaferi ve UEFA Avrupa Ligi kupası kazanarak kazanılabilecek tüm kulüp başarılarına imza atmıştır.

Xabi Alonso

Xabi Alonso, futbol tarihinin en zarif, pas kalitesi üst düzey ve oyunu geriden bir maestro gibi kusursuz yöneten efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam oyun görüşü, adrese teslim uzun pasları, akıl dolu şutları ve sahadaki asil duruşuyla dönemin en saygın oyun kurucularından biri olmuştur. Kariyerine Real Sociedad’da başladıktan sonra Liverpool, Real Madrid ve Bayern Münih formaları giyen İspanyol efsane, oynadığı her kulüpte taraftarların sevgilisi olmuş ve orta sahanın mutlak hakimi haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği üst düzey taktiksel olgunluk ve istikrarla UEFA Yılın Takımı ile FIFA FIFPro World XI kadrolarında yer almış, futbol dünyasının en saygın beyinlerinden biri olarak onurlandırılmıştır. İspanya Milli Takımı ile 2010 FIFA Dünya Kupası’nı ve 2008 ile 2012 yıllarında üst üste iki Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu (Euro 2008, Euro 2012) kazanarak ülkesinin tarihindeki altın jenerasyonun kilit isimlerinden biri olmuş, milli formayla 100’den fazla maça çıkmıştır. Kulüp kariyerinde Liverpool ve Real Madrid ile UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları yaşamış; ayrıca La Liga, Bundesliga ve Premier League’in en değerli kupalarını kazanarak hem futbolculuk hem de sonrasındaki teknik direktörlük kariyeriyle adını efsaneler arasına yazdırmıştır.

Cafu

Cafu, futbol tarihinin en dinamik, yüksek enerjili ve bitmek tükenmek bilmeyen bindirmeleriyle tanınan efsanevi sağ beki olarak kabul edilir; muazzam kondisyonu, sağ kanadı tek başına domine etme yeteneği ve sahadaki neşeli liderliğiyle “Pendolino” (Hızlı Tren) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde São Paulo, Zaragoza, Palmeiras, Roma ve AC Milan formaları giyen Brezilyalı efsane, hem Serie A’da hem de Güney Amerika’da unutulmaz izler bırakmıştır. Brezilya Milli Takımı ile üst üste üç FIFA Dünya Kupası finali oynayan tek futbolcu olarak tarihe geçmiş, 1994 ve kaptan olarak kupayı kaldırdığı 2002 Dünya Kupası zaferlerinin yanı sıra iki Copa América şampiyonluğu yaşamıştır. Kulüp kariyerinde ise AC Milan ile UEFA Şampiyonlar Ligi ve Serie A, Roma ile Serie A, São Paulo ile de 2 Copa Libertadores şampiyonluğu kazanmıştır.

Francesco Totti

Francesco Totti, futbol tarihinin en sadık, estetik ve olağanüstü oyun zekasıyla tanınan efsanevi 10 numaralarından biri olarak kabul edilir; tek dokunuşta verdiği akılalmaz topuk pasları, ceza sahası dışından attığı ikonik aşırtma golleri ve sahadaki karizmasıyla “Roma’nın Kralı” (Il Gladiatore) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin tamamını (25 yılı aşkın bir süre) doğup büyüdüğü kulüp olan Roma’ya adayarak tek kulüp efsaneleri arasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Bireysel olarak Serie A Gol Kralı (Capocannoniere) olmuş, Avrupa Altın Ayakkabı ödülünü kazanmış ve Serie A tarihinin en çok gol atan ikinci futbolcusu unvanına erişmiştir. İtalya Milli Takımı ile 2006 FIFA Dünya Kupası’nı kazanarak zaferin baş mimarlarından biri olmuştur. Kulüp kariyerinde ise Roma ile unutulmaz 2000-2001 Serie A şampiyonluğunun yanı sıra 2 İtalya Kupası (Coppa Italia) ve 2 İtalya Süper Kupası zaferi yaşamıştır.

Xavi Hernández

Xavi Hernández, futbol tarihinin en yüksek oyun zekasına sahip, pas trafiğini kusursuz yöneten ve oyunun temposunu belirleyen efsanevi orta saha maestrosu olarak kabul edilir; muazzam vizyonu, etrafında dönerek top koruma yeteneği (la pelopina) ve sahadaki satranç ustasını andıran kontrolüyle “Tiki-Taka’nın Beyni” olarak anılmıştır. Kariyerinin büyük bir bölümünü altyapısından yetiştiği Barcelona’da geçiren İspanyol efsane, futbolunun son döneminde Al-Sadd forması da giymiştir. Bireysel olarak Ballon d’Or oylamasında üç kez üst üste üçüncü sırada yer almış ve UEFA Yılın Takımı ile FIFA FIFPro World XI kadrolarında defalarca kendine yer bulmuştur. İspanya Milli Takımı ile 2010 FIFA Dünya Kupası ve iki Avrupa Futbol Şampiyonluğu (Euro 2008, Euro 2012) kazanarak tarihin en baskın milli takım döneminin kilit figürü olmuştur. Kulüp kariyerinde Barcelona ile 4 UEFA Şampiyonlar Ligi, 8 La Liga şampiyonluğu ve 2 kez Üçleme (Treble) zaferi elde ederek futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.

Edwin van der Sar

Edwin van der Sar, futbol tarihinin en soğukkanlı, uzun boyu ve harika ayak tekniğiyle tanınan efsanevi kalecilerinden biri olarak kabul edilir; muazzam refleksleri, cepheden şutlardaki pozisyon alma ustalığı ve ceza sahasına hakiki bir lider gibi hükmetmesiyle “Uçan Hollandalı” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Ajax, Juventus, Fulham ve Manchester United formaları giyen Hollandalı efsane, hem 90’lı hem de 2000’li yıllarda dünya futbolunun en elit kalecileri arasında yer almıştır. Bireysel olarak Avrupa’da Yılın Kalecisi ödülünü kazanmış ve Premier League tarihinin en uzun süre gol yememe rekorunu (1.311 dakika) kırarak adını tarihe kazımıştır. Hollanda Milli Takımı ile 130 maça çıkarak ülkesinin en çok forma giyen oyuncularından biri olmuş, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonalarında kalesini başarıyla korumuştur. Kulüp kariyerinde ise Ajax ve Manchester United ile 2 UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 4 Premier League ve 4 Eredivisie şampiyonluğu zaferi yaşamıştır.

Ruud Gullit

Ruud Gullit, futbol tarihinin en komple, fiziksel olarak güçlü ve çok yönlü efsanevi hücum oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam patlayıcı gücü, hava hakimiyeti, saha içindeki karizması ve ikonik saç stiliyle “Siyah Lale” (The Black Tulip) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde HFC Haarlem, Feyenoord, PSV Eindhoven, AC Milan, Sampdoria ve Chelsea formaları giyen Hollandalı efsane, sahanın neredeyse her mevkisinde sergilediği üst düzey performansla dönemin en dominat futbol figürlerinden biri olmuştur. Bireysel olarak sergilediği olağanüstü yetenekle 1987 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanmış ve iki kez World Soccer Yılın Futbolcusu seçilmiştir. Hollanda Milli Takımı ile kaptan olarak Euro 1988 şampiyonluğu yaşayarak ülkesinin tarihindeki tek büyük uluslararası kupayı kaldırma başarısını göstermiştir. Kulüp kariyerinde ise AC Milan ile 2 UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası (Şampiyonlar Ligi), 3 Serie A şampiyonluğu, PSV ve Feyenoord ile Eredivisie şampiyonlukları ve Chelsea ile FA Cup zaferi elde etmiştir.

Carles Puyol

Carles Puyol, futbol tarihinin en savaşçı, fedakar ve sahada her şeyini veren efsanevi stoperlerinden biri olarak kabul edilir; muazzam liderlik özellikleri, başını sokmaktan çekinmediği tehlikeli anlar, hırsı ve “Aslan Yürekli” (El Tiburón) lakabıyla Barcelona savunmasının ruhu olmuştur. Kariyerinin tamamını altyapısından yetiştiği Barcelona’da geçiren İspanyol efsane, kulübün uzun yıllar kaptanlığını üstlenerek sahada rakipsiz bir otorite kurmuştur. Bireysel olarak UEFA Yılın Takımı ve FIFA FIFPro World XI kadrolarında defalarca yer almış, fair-play ruhu ve azmiyle dünya futbolunun en saygın kaptanlarından biri olarak onurlandırılmıştır. İspanya Milli Takımı ile 2010 FIFA Dünya Kupası ve Euro 2008 şampiyonlukları yaşayarak altın jenerasyonun defanstaki kararlı lideri olmuş, yarı finalde attığı kafa golüyle ülkesini finale taşıyan isimdir. Kulüp kariyerinde Barcelona ile 3 UEFA Şampiyonlar Ligi ve 6 La Liga şampiyonluğu başta olmak üzere sayısız kupa kazanarak kulüp tarihinin en büyük simgelerinden biri haline gelmiştir.

Pavel Nedvěd

Pavel Nedvěd, futbol tarihinin en çalışkan, durdurulamaz sürekliliğe sahip ve iki ayağını da kusursuz kullanan efsanevi kanat/orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; bitmek bilmeyen ciğeri, ceza sahası dışından attığı füzeleri, estetik saç stili ve hırsıyla “Çek Lokomotifi” (İl Furia Ceca) lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Dukla Prague, Sparta Prague, Lazio ve Juventus formaları giyen Çek efsane, özellikle Serie A’nın en parlak döneminde sergilediği performansla dünya futbolunun zirvesine çıkmıştır. Bireysel olarak gösterdiği olağanüstü performansla 2003 yılında Ballon d’Or ödülünü kazanmış ve UEFA Yılın Yılın Orta Saha Oyuncusu seçilmiştir. Çek Cumhuriyeti Milli Takımı ile Euro 1996’da final oynayarak ve Euro 2004’te yarı finale yükselerek ülkesinin altın jenerasyonuna önderlik etmiştir. Kulüp kariyerinde ise Juventus ve Lazio formalarıyla 3 Serie A şampiyonluğu, 1 UEFA Kupa Galipleri Kupası ve UEFA Süper Kupası zaferleri yaşayarak futbol tarihinin efsaneleri arasına adını yazdırmıştır.

Franck Ribéry

Franck Ribéry, futbol tarihinin en çalımlı, süratli ve rakip savunmaların korkulu rüyası olan efsanevi kanat oyuncularından biri olarak kabul edilir; yıkıcı hızı, topu ayağına yapıştırma yeteneği, saha içindeki enerjisi ve Arjen Robben ile oluşturduğu efsanevi ikiliyle “Scarface” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Boulogne, Alès, Brest, Metz, Galatasaray, Marseille, Bayern Münih ve Fiorentina formaları giyen Fransız efsane, özellikle Bayern Münih’te geçirdiği on iki yıllık altın dönemde kulüp tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Bireysel olarak sergilediği muazzam performansla UEFA Yılın Oyuncusu ödülünü kazanmış ve 2013 yılında Ballon d’Or oylamasında dünya ikincisi olmuştur. Fransa Milli Takımı ile 2006 FIFA Dünya Kupası’nda final oynayan kadronun kilit isimlerinden biri olmuş, milli formayla 80’den fazla maça çıkmıştır. Kulüp kariyerinde Galatasaray ile 2005 Türkiye Kupası zaferi yaşarken, Bayern Münih ile 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, 9 Bundesliga ve 6 DFB-Pokal şampiyonluğu kazanarak kazanılabilecek en büyük kupalara imza atmıştır.

Wayne Rooney

Wayne Rooney, futbol tarihinin en hırslı, çok yönlü ve gol yollarındaki bitiriciliğiyle tanınan efsanevi İngiliz forvetlerinden biri olarak kabul edilir; muazzam mücadele gücü, sahanın her yerine koşan enerjisi, uzaktan attığı sert şutları ve lider karakteriyle “Wazza” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Everton, Manchester United, DC United ve Derby County formaları giyen İngiliz efsane, özellikle Manchester United’da geçirdiği on üç yılda hem kulübün hem de Premier League tarihinin en büyük simgelerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak Premier League’de Yılın Oyuncusu seçilmiş, PFA Yılın Genç Oyuncu ödülünü üst üste kazanmış ve Manchester United kulüp tarihinin tüm zamanlardaki en golcü futbolcusu unvanına erişmiştir. İngiltere Milli Takımı ile 120’den fazla maça çıkarak ülkesinin en çok forma giyen ve uzun süre en çok gol atan oyuncusu unvanını taşımıştır. Kulüp kariyerinde Manchester United ile 5 Premier League, 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, 1 UEFA Avrupa Ligi ve Lig Kupaları dahil olmak üzere kazanılabilecek tüm büyük kupalara imza atarak adını efsaneler arasına yazdırmıştır.

Zlatan Ibrahimović

Zlatan Ibrahimović, futbol tarihinin en karizmatik, fiziki üstünlüğü ve akrobatik golleriyle tanınan efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; olağanüstü Taekwondo geçmişini sahaya yansıttığı akılalmaz röveşataları, güçlü şutları, sarsılmaz özgüveni ve kend alanı yaratan oyun stiliyle dünya futbolunun en renkli ve dominant karakterlerinden biri olmuştur. Kariyerinde Malmö, Ajax, Juventus, Inter, Barcelona, AC Milan, Paris Saint-Germain, Manchester United ve LA Galaxy gibi dünya devlerinin formalarını giyen İsveçli efsane, gittiği her ligde şampiyonluklar yaşayarak farkını ortaya koymuştur. Bireysel olarak Puskás Ödülü’nü kazanmış, İsveç’te 12 kez Yılın Futbolcusu seçilmiş ve UEFA Yılın Takımı ile FIFA FIFPro World XI kadrolarında yer almıştır. İsveç Milli Takımı tarihinin tüm zamanlardaki en golcü futbolcusu olarak ülkesinin futbol simgesi haline gelmiştir. Kulüp kariyerinde 4 farklı ülkede (Hollanda, İtalya, İspanya, Fransa) lig şampiyonlukları yaşamış, Manchester United ile UEFA Avrupa Ligi kupasını kaldırmış ve kariyeri boyunca 500’den fazla gole imza atarak adını efsaneler arasına yazdırmıştır.

Marcelo

Marcelo, futbol tarihinin en teknik, estetik ve hücuma katkısıyla iz bırakan efsanevi sol beklerinden biri olarak kabul edilir; büyüleyici top kontrolü, dar alandaki çalımları ve neşeli yapısıyla sol kanadı tek başına domine etmiştir. Kariyerinin 16 yıllık altın çağını Real Madrid’de geçiren ve kaptanlığa kadar yükselen Brezilyalı efsane, 6 kez FIFA FIFPro World XI kadrosuna seçilerek döneminin en iyi sol beki olarak kabul görmüştür. Brezilya Milli Takımı ile 2013 Konfederasyonlar Kupası’nı kazanan yıldız oyuncu, kulüp düzeyinde Real Madrid ile 5 UEFA Şampiyonlar Ligi ve 6 La Liga şampiyonluğu elde etmiş, son olarak Fluminense ile Copa Libertadores zaferi yaşayarak adını futbol efsaneleri arasına yazdırmıştır.

Alessandro Del Piero

Alessandro Del Piero, futbol tarihinin en estetik, zarif ve bitirici 10 numaralarından biri olarak kabul edilir; ceza sahası sol çaprazından attığı ikonik kıvrımlı şutlarıyla “Gol Alla Del Piero” kavramını literatüre kazandırmış ve sahadaki beyefendiliğiyle “Pinturicchio” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinin 19 yıllık unutulmaz bölümünü Juventus’ta geçiren ve kulübün hem en çok forma giyen hem de tüm zamanların en çok gol atan oyuncusu olan İtalyan efsane, zor zamanlarda da takımını yalnız bırakmayarak kulübün en büyük bayrak adamı olmuştur. Bireysel olarak Serie A Gol Kralı ve Şampiyonlar Ligi Gol Kralı unvanlarına erişmiş, Golden Foot ödülünü kazanmıştır. İtalya Milli Takımı ile 2006 FIFA Dünya Kupası şampiyonluğu yaşayarak yarı finalde Almanya’ya attığı unutulmaz golle zafere damga vurmuştur. Kulüp kariyerinde Juventus ile 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, 6 Serie A şampiyonluğu ve 1 İtalya Kupası kazanarak adını futbol efsaneleri arasına altın harflerle yazdırmıştır.

Ashley Cole

Ashley Cole, futbol tarihinin en eksiksiz, atletik ve savunma becerisi yüksek efsanevi sol beklerinden biri olarak kabul edilir; muazzam bire bir savunma yeteneği, sürati ve sol kanadı boydan boya kullanma kabiliyetiyle Cristiano Ronaldo gibi dev isimlerin dahi kariyerindeki en zorlu rakip olarak gösterdiği bir isim olmuştur. Kariyerinde Arsenal, Chelsea, Roma ve LA Galaxy formaları giyen İngiliz efsane, özellikle Premier League tarihinin en başarılı sol beki olarak adını altın harflerle yazdırmıştır. Bireysel olarak 4 kez PFA Yılın Takımı’na seçilmiş ve İngiltere’de Yılın Oyuncusu ödülünü kazanan nadir savunmacılardan biri olmuştur. İngiltere Milli Takımı ile 100’den fazla maça çıkarak üst üste birçok büyük turnuvada ülkesini başarıyla temsil etmiştir. Kulüp kariyerinde Arsenal ile namağlup Premier League şampiyonluğu (“The Invincibles”), Chelsea ile 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, 1 UEFA Avrupa Ligi, 3 Premier League ve rekor kırarak tam 7 FA Cup şampiyonluğu kazanarak adını futbol efsaneleri arasına yazdırmıştır.

Luís Figo

Luís Figo, futbol tarihinin en teknik, dripling yeteneği yüksek ve yaratıcı efsanevi kanat oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam top kontrolü, bire birdeki çalımları, adrese teslim ortaları ve lider kişiliğiyle dönemin en dominant hücum figürlerinden biri olmuştur. Kariyerinde Sporting CP, Barcelona, Real Madrid ve Inter gibi devlerin formalarını giyen Portekizli efsane, Barcelona’dan Real Madrid’e transferiyle futbol tarihinin en çok konuşulan ve iz bırakan figürlerinden biri haline gelmiştir. Bireysel olarak sergilediği olağanüstü performansla 2000 yılında Ballon d’Or ve 2001 yılında FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu ödüllerini kazanmıştır. Portekiz Milli Takımı’nın “Altın Jenerasyonu”nun lideri olarak 127 maçta forma giymiş, Euro 2004’te final oynamış ve 2006 Dünya Kupası’nda yarı finale yükselmiştir. Kulüp kariyerinde Real Madrid ve Barcelona ile 1 UEFA Şampiyonlar Ligi, 4 La Liga, Inter ile 4 Serie A şampiyonluğu elde ederek adını futbol efsaneleri arasına altın harflerle yazdırmıştır.

Gabriel Batistuta

Gabriel Batistuta, futbol tarihinin en korkutucu, güçlü ve acımasız bitiriciliğe sahip efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; ceza sahası dışından attığı sert şutları, havadan ve yerden gelen toplardaki ölümcül dokunuşları ve gol sevinçlerindeki coşkusuyla “Batigol” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Newell’s Old Boys, River Plate, Boca Juniors, Fiorentina, Roma, Inter ve Al-Arabi formaları giyen Arjantinli efsane, özellikle Fiorentina’da geçirdiği dokuz sezonda kulübün efsanevi simgesi haline gelmiştir. Bireysel olarak Serie A Gol Kralı unvanını kazanmış, Fiorentina’nın kulüp tarihindeki en golcü yabancı oyuncusu olmuş ve FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu oylamalarında üst sıralarda yer almıştır. Arjantin Milli Takımı ile 78 maçta 56 gol atarak ülkesinin en skorer isimlerinden biri olmuş, iki Copa América ve iki FIFA Konfederasyonlar Kupası sevinci yaşamıştır. Kulüp kariyerinde Roma ile Serie A şampiyonluğu (Scudetto) ve Süper Kupa zaferi yaşayarak adını futbol tarihinin unutulmazları arasına yazdırmıştır.

Alan Shearer

Alan Shearer, futbol tarihinin en komple, fiziksel olarak güçlü ve bitirici efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; muazzam kafa vuruşları, ceza sahası dışından attığı sert şutları ve ikonik tek kolunu kaldırarak yaptığı gol sevinciyle İngiliz futbolunun simge isimlerinden biri olmuştur. Kariyerinde Southampton, Blackburn Rovers ve tutkuyla bağlı olduğu doğduğu şehrin takımı Newcastle United formalarını giyen İngilizce efsane, 260 golle Premier League tarihinin tüm zamanlardaki en golcü oyuncusu unvanını açık ara elinde tutmaktadır. Bireysel olarak 3 kez Premier League Gol Kralı seçilmiş, 1995 yılında PFA Yılın Oyuncusu ödülünü kazanmış ve Ballon d’Or oylamasında üçüncülük elde etmiştir. İngiltere Milli Takımı ile 63 maçta 30 gol kaydetmiş ve Euro 1996 turnuvasında attığı 5 golle gol kralı olarak ülkesini yarı finale taşımıştır. Kulüp kariyerinde 1994-95 sezonunda Blackburn Rovers ile tarihi bir Premier League şampiyonluğu yaşayarak adını futbol efsaneleri arasına altın harflerle yazdırmıştır.

Yaya Touré

Yaya Touré, futbol tarihinin en dominant, atletik ve oyun kurucu özelliklerine sahip efsanevi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilir; muazzam fizik gücü, durdurulamaz dikine sürüşleri, ceza sahası dışından attığı füzeleri ve serbest vuruş yeteneğiyle sahanın her iki yönünü de kusursuz yönetmiştir. Kariyerinde Beveren, Metalurh Donetsk, Olympiakos, Monaco, Barcelona, Manchester City ve Qingdao Huanghai formaları giyen Fildişi Sahilli efsane, özellikle Manchester City’nin modern dönemdeki yükselişinin en büyük mimarlarından biri olmuştur. Bireysel olarak üst üste 4 kez Afrika’da Yılın Futbolcusu seçilerek bu alanda bir rekor kırmış ve 2013-14 sezonunda Premier League’de bir orta saha oyuncusu olarak 20 gol atma başarısı göstermiştir. Fildişi Sahili Milli Takımı ile kaptan olarak 2015 Afrika Uluslar Kupası zaferi yaşayarak ülkesine tarihi bir başarı kazandırmıştır. Kulüp kariyerinde Barcelona ile 1 UEFA Şampiyonlar Ligi ve 2 La Liga, Manchester City ile de 3 Premier League şampiyonluğu elde ederek adını futbol efsaneleri arasına yazdırmıştır.

Dirk Kuyt

Dirk Kuyt, futbol tarihinin bitmek bilmeyen enerjisi, fedakarlığı ve taktik disipliniyle tanınan efsanevi kanat/forvet oyuncularından biri olarak kabul edilir; sahada koşmadığı yer bırakmayan muazzam dayanıklılığı, havadan etkili kafa vuruşları ve kritik anlarda sahneye çıkma özelliğiyle taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanmıştır. Kariyerinde Quick Boys, Utrecht, Feyenoord, Liverpool, Fenerbahçe ve tekrar Feyenoord formaları giyen Hollandalı efsane, hem Avrupa’nın zirvesinde hem de Türkiye’de unutulmaz izler bırakmıştır. Bireysel olarak Hollanda’da Yılın Futbolcusu seçilmiş, Liverpool’da taraftarların sevgilisi haline gelmiş ve Fenerbahçe’de sergilediği profesyonel duruşla kulüp tarihinin en çok sevilen yabancı oyuncularından biri olmuştur. Hollanda Milli Takımı ile 104 maça çıkarak Dünya Kupası ikinciliği ve üçüncülüğü gibi büyük başarılara imza atmıştır. Kulüp kariyerinde Liverpool ile Lig Kupası kazanırken, Fenerbahçe ile Süper Lig şampiyonluğu ve Türkiye Kupası sevinci yaşamış, yuvası Feyenoord’da ise uzun yıllar sonra gelen tarihi lig şampiyonluğuyla kariyerini zirvede noktalamıştır.

Bobby Moore

Bobby Moore, futbol tarihinin en zarif, oyunu okuma yeteneği yüksek ve lider karakterli efsanevi stoperlerinden biri olarak kabul edilir; muazzam pozisyon bilgisi, tertemiz müdahaleleri ve savunmadan topu sakinlikle oyuna sokma kabiliyetiyle Pelé gibi isimlerin dahi karşılaştığı en büyük defans oyuncusu olarak nitelediği bir simge olmuştur. Kariyerinin büyük bölümünü West Ham United’da geçiren ve ardından Fulham ile San Antonio Thunder formaları giyen İngiliz efsane, hem kulübünün hem de İngiliz futbolunun unutulmaz kaptanı haline gelmiştir. Bireysel olarak Ballon d’Or oylamasında ikincilik elde etmiş ve BBC Yılın Spor Kişiliği ödülüne layık görülmüştür. İngiltere Milli Takımı ile kaptan olarak çıktığı 1966 FIFA Dünya Kupası’nı kaldırarak ülkesine tarihinin tek Dünya Kupası zaferini kazandıran efsanevi lider olmuştur. Kulüp kariyerinde West Ham United ile 1 FA Cup ve 1 UEFA Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğu yaşayarak adını futbol tarihinin en büyük isimleri arasına altın harflerle yazdırmıştır.

Ruud van Nistelrooy

Ruud van Nistelrooy, futbol tarihinin en ölümcül, soğukkanlı ve ceza sahası içinde kusursuz içgüdülere sahip efsanevi santrforlarından biri olarak kabul edilir; kalecileri avlama yeteneği, tek vuruşlardaki ustalığı ve olağanüstü gol sezgisiyle “Van Gol” lakabıyla anılmıştır. Kariyerinde Den Bosch, Heerenveen, PSV Eindhoven, Manchester United, Real Madrid, Hamburg ve Malaga formaları giyen Hollandalı efsane, oynadığı her ligde rakip defansların ve kalecilerin korkulu rüyası olmuştur. Bireysel olarak UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 3 kez gol kralı olmuş, Premier League ve La Liga’da gol krallıkları yaşayarak Avrupa’nın en büyük liglerinin hepsinde bu onura erişen nadir isimlerden biri olmayı başarmıştır. Hollanda Milli Takımı ile 70 maçta 35 gol atarak milli formayla da skorer kimliğini kanıtlamıştır. Kulüp kariyerinde Manchester United ile Premier League, Real Madrid ile arka arkaya La Liga şampiyonlukları yaşayarak adını futbol tarihinin en büyük golcüleri arasına altın harflerle yazdırmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir